22 Haziran 2022 Çarşamba

Kanın Gizli Tarihi Kitabı - RAMAZAN ERGİN

Kitap, Mardin Sürgücü ve ona bağlı 33 köyün 350 yıllık tarihini anlatmaktadır. Kitapta Savaş, Seferberlik, Sefalet, Kıtlık, Açlık, Ölüm, Sürgün, Göç, Dram, temaları, olayları yaşamış gerçek kişilerin anlatımlarıyla hikayeleştirilmiştir. 152 sayfadan oluşan kitapta onlarca resim ve Arapça tarihi belge mevcuttur. Reşo Kuri kitabını 2007 yılında DO yayınları tarafından sınırlı sayıda yayınlanmıştır. Kitap şu anda tükenmiştir.

ATFETME

Bu kitap yaşamımı derinden etkileyen-rastlantı veya düzen- Rakam ve Harfe adanmıştır. Bütün “A” lar adına.

ÖNSÖZ

Yazılanlarda yaşanılan iyi şeylerden bahsedildiğini görmememizin nedeni kötü şeylerin bizde daha derin izler bıraktığındandır. İyi ve kötü şeylerin birbirine dönüşmesinin bunda büyük payı vardır. Yazma nedenimizi başkasına anlatmadan önce kendimize sorduğumuzda iyi ve kötülerin biz ve ötekiler için bıraktığı izin derinliğini sorgulamadır. Bütün Eski kentler gibi dar sokakları ve duvarları taştan bir mahallede yaşayan altı-yaşında bir çocuğun gerçek bir köy yaşamı yüzleşmesinden günümüze ses ve kokular birbirine karışır. Birinde Evleri kuşatan mahaller, mahalleleri kuşatan Surlar taştan kentte doğmuş özgür “ben” arkadaş, yoldaştır. Ötekine kuşatan evler ve mahalleler kerpiç ve topraktan Köye ait köle ”biz” hısım, akrabadır. Ben ve egemen Babanın kültür dili Türkçe’dir. Biz ve ezilen Ananın dili Kürtçe’dir. Yaşamın ve yaşantının hikayesi bu kadar basit değildir. Olan ile olması gereken mücadelesinde ait olan bizin içinden çıkan ben, özgür benin içinden çıkan biz yani iyi ile iyi, kötü ile kötü arasındaki, görünenin içinde görünmeyeni anlatmaya çalışan insan veya insanlık dramıdır.

ANLATI ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Bireyin kendi yaşamı ile yaşamın kendi üzerinde etkisi arasındaki fark kuyu ile testi gibidir. Bir işe başlama nedeniniz ile sonuçları arasındaki nereye gittiğini bilen birinin nasıl gidileceğinin birden fazla seçeneğe bağlı olduğunu anlamasıdır. Düşünürün dediği gibi kuyu ile testi arasında “ip” vardır. O yüzden “kuyu derin değil ip kısadır.” Canlılarla yaşam arasındaki ip insandır. Bir tek insan aktarma ve köprü görevini üstlenir. Bunu yazılı veya sözlü bellek ile yapar. Toplumlarda bireyler gibi kendi pencerelerinden bellekler yaratırlar. Bu bellekte olan ile olması gereken farklıdır. Olan şeyler farklı pencerelerden bakılsa da tektir. Olması gerekenler sayısızdır. Olanları kişiler ve toplumlar bellekleştirirken ya övünç ya utanç ya da anıtlaştırmak isterler. Eleştirel bakıldığında övünme-utanç-anıt birbirine dönüşebilir. Yaşamın devasa büyüklüğü karşısında bireylerin ve toplumların acizliği yaşadıkları “kuyudan alabildikleri su “kadardır. Ait olduğu toplumun değerlerini kendi değerleri ile anlatmak ve toplum ile kendi değerlerini bütünleştirmek yanılgısına düşmemek için çatışmalar pahasına üçüncü şahıs olabilmektir. Şahsımıza ait olduğunu iddia ettiğimiz-bizi biz eden “değerler” bütününün ne kadar içinde ve dışındayız? Zorunlu ve gönüllü kimliklerimizi hangi koşullar biçimlendirir? Kuyu mu?, ip mi? desti mi? su mu? Genetik-Sosyal- Kültürel belleğimizde “genetik kan tarihi” hangi sevgi –nefretimizin mayasıdır? Yazılı veya sözlü hangi uygarlık –felsefe-din-ideoloji-kültür “kan hukuku”nun dışındadır? Hangi duyu organımız “kan” olmadan hisseder? Gönüllü ve elimiz kolumuz bağlı bir bulut gibi kişilerden topluma-köylerden aşirete-aşiretlerden uluslara “kendi-öteki olan”ları olduğu gibi-görünenin içinde görünmeyenle-küçük bir yerleşim biriminde geçen “insan” dramıdır. Bu eser: Yalanın gerçeğe, gerçeğin bilmeye, bilmenin güce, gücün acıya, acının söze, sözün yazıya, “gerilmiş ip gibi” dönüştüğünün anlatı çabasıdır.

RAMAZAN ERGİN, 1961 yılında Diyarbakır’da doğdu; İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini yine Diyarbakır’da tamamladı. Mardin ili Savur ilçesi Sürgücü (Avine) köyüne kayıtlıdır. Yazar, Diyarbakır’da Ziya Gökalp lisesinde Almanca öğretmenliği yapmaktadır. REŞO KURİ yazarın ilk çalışmasıdır.

Telefon: 0 555 341 97 47

E-mail: ramazanergin21@hotmail.com

KİTAPLA İLGİLİ YORUMLAR

KİTAP İLE İLGİLİ SOSYOLOJİK ANALİZ

Tarih algısı toplumsal değil siyasaldır çoğunlukla. Bizler tarihi öğrenmekle daha çok büyük olayları, büyük şahsiyetleri ve devletleri öğrenmiş oluyoruz. Sanki tarih, sadece büyük insanların, büyük devletlerin ve de büyük söylevlerin tarihidir ve olanca ağırlığı ile halk, sadece bunlar tarafından biçimlendirilmiş birer tamamlayacı öğedir.

Yakın bir zaman önce, Diyarbakır"ın önemli entelektüel simalarından olan Ramazan ERGİN tarafından kaleme alınan “Kanın Gizli Tarihi REŞO KURΔ isimli anlatı, şu üç şeyden ötürü klasik bir tarih çalışması değildir: Birincisi; yer, zaman, şahıslar ve olay örgüsü itibariyle baştan sonra gerçektir, yaşanmıştır ve belgeler ile desteklenmiştir. Yani hikayedir ama yaşanmıştır; bir tarih kitabıdır ama hikayedir. İkincisi; bir sarayın, kralın, devletin, imparatorluğun, peygamberin vs. değil, “sokağın” tarihidir. Kitabı okuduğunuzda sokaktaki adamı görüyorsunuz, sokaktaki adamın imparatorlukla, devletle, ağayla, dünyayla vs. ilişkisini görebiliyorsunuz. Üçüncüsü; Kürt tarih yazıcılığı itibariyle emsalsizdir, ilktir ve Kürt tarihsel/toplumsal örüntülerinin, kısaca Kürt toplumunun analiz edilebilmesi için belgesel bir anlatıdır.

Kısaca kitap tarih yazıcılığı itibariyle ilgi çekicidir. Hem Kürtler"in klasik şifaî /Sözlü anlatımından izler taşır hem de belgeseldir.

Mardin"in Sürgücü aşiretinde, 19.yy"lın sonları ile 20. yy" lın başlarında gelişip yakın zamanımıza değin gelen ve oldukça sıradan bir köylü olan Reşo Kurî etrafında şekillenen olaylar anlatılmaktadır.

Kitap öz olarak Kürtler"i anlatmaktadır. Kürt toplumunun anlaşılması açısından, Kürt toplumunun dayandığı iktidar tarzının, biçiminin, toprakla ve zamanla ilişkisinin açıkça sergilendiği kitabın en önemli özelliklerinden biri de kahramansız olmasıdır. Kahramanlığın olmadığı, kahramanın olmadığı bir dünya ile yüz yüzeyiz burada. Kitap boyunca eğer bir şeyin eksikliğini hissederek okuduğunuzu düşünüyorsanız biliniz ki “eksikliği”ni hissettiğiniz şey kahramanlıktır. Kitabı okuyup bitirdiğinizde ise, esasen kahramanlık beklentisinin hiçte gerçekçi bir beklenti olamayacağını, kahramanlığın gerçek ile ilişkisini sorgulayarak anlayabileceksiniz. Gerçek ile kurgu arasındaki ayrımın sandığınızdan daha acımasız olduğunu öğrenebileceksiniz.

Kürt toplumuna giren “yabancı” unsurların Kürtler ile ilişkisini, Kürtler"i algılama ve de Kürtler"in onları algılama tarzlarının da anlatıldığı kitap, öz olarak kendi topraklarının yasaları ile yaşayan Kürtler"in, kendileri ve de yabancılar ile yaşamış olduğu dünyayı gözümüzün önüne sergilemektedir. Kültür ile toprak arasında bünyevî bir ilişkinin zorunluluğuna inandırıyor sizi, dilin ve kültürün hem acımasız hem de şefkatli kollarında insanın nasıl da pasif kaldığını anlatıyor.

Şahsen kitabı bir tür trajedinin verdiği his ile okudum. Esasen bize anlatılan bir trajedi yok ortada. Ama hayat çok acımasız gibi duruyor önümüzde. Yani kitap boyunca sevindiğiniz bir şey bulamazsınız belki ve bulduğunuzda da biraz sonra bunun ne kadar yalancı ve sahte bir sevinç olduğunu hem görüyor hem de hissediyorsunuz. Nietzsche, sonu “kötü” biten Yunan tiyatro oyununu, sonunun kötü olduğunu bilerek yaşayan insanları anlatması itibariyle bize aynı zamanda yaşamamızı da gösterdiğini iddia ediyordu. Esasen arayacağımız her şeyin sonunda bir hiçlik vardı, bu hiçliği bilerek bir şey aramak. Arayarak hiçliğe ulaşmak. Hayat ve trajedinin birleştiği nokta. Bilmiyorum belki yazarın böyle bir niyeti yoktur ama bende şahsen uyandırdığı temel düşüncelerden biri bu. Yani kötümser olmamız için bir çok sebep sıralıyor kitap.

Kürtler"in komşu kavimler ile ilişkisinin Kürtler"de var ettiği yüzeyselliği, bu yüzeysellik üzerinden şekillendirilmeye çalışılan iktidarın, iktidar tarzının da şekillendirildiği bir kitap.

Kan ile ilişkinin, kanın Kürt toplumundaki sembolik ifadesinin ve gücünün de tanığı olabiliyorsunuz. Güçlülerin nasıl korkak, korkakların ve eziklerin nasıl cesur ve gözü kara kesilebileceğini, gücün de korkaklığın da “güç”ten ve “korkak” lıktan öte ölçülere sahip olduğunu anlayabiliyorsunuz.

M. Foucolut"yu da hatırlatan bir çalışma. Eminim Kürt toplumunun iktidar/bilgi biçiminin deşmek isteyen Bir M. Foucalt"u heyecanlandırabilecek bir çalışmadır.

Anlatının eleştirilebilecek bir iki noktası da var tabii ki: Anlatı boyunca yazar, olayları nasıl görmemiz ve olaydan neler anlayabilmemiz için bizlere öncülük ediyor ve bu iyi bir anlatının ruhuna biraz terstir. Gerçi bu konuda pek aşırıya kaçılmış değil ama yine de eleştirilebilecek bir husus olarak önümüzde duruyor.

İkincisi, anlatının bir iki yerinde nerdeyse kopmalar yaşamak mümkün. Olaylar ve şahıslar arası ilişkileri kurmada anlatı daha açık ve yalın olabilirdi, kurgusu daha az zorlayabilirdi bizi.

Üçüncüsü de yazarın kendi hayat algısı üzerinden toplumsal sembol ve inançlara ilişkin göndermeler yapmasıdır. İşin bu boyutunun da kesinlikle abartılacak düzeyde olmadığını belirtmekle beraber, yazar; inanç dahil bütün kültür formlarını tarihsel ve doğal şartların bir türevi olarak algılamakta ve bizlerin de bunu böyle algılamamızı ister gibi durmaktadır. Böylece kitabın “altyazısı ”nın içerdiği bu mesaj her ne kadar anlatının ve hikayenin güzelliğinden ve öneminden bir şey kaybettirmiyorsa dahi bu hususun en azından “belgesel” bir nitelik taşıyamayacağını belirtmekte fayda var.

Adnan Fırat / Sosyolog

BİR EDEBİYATÇI'NIN YORUMU

’REŞO KURİ’’ üzerine…

Sevgili Ramazan Ergin hoş, güzel, akıcı, ve çok dramatik bir anlatı hazırlamış. Bu anlatı yer yer insanların, olayların, durumların ve çatışmaların sergilendiği, kendi alanında önemli sayabileceğimiz müthiş bir yapıt….....

Reşo Kuri, yazarın hem yakından izlemiş olduğu bir tarihi destanlaştırması hem de bu kültürün özelliklerini ortaya koyması adına realist özellikler taşımaktadır. Çünkü, bir Avina’lı olarak toplumun bir düzen tarafından nasıl ezildiği ,sömürüldüğü ve insanların bu zülüm karşısında nasıl bir hiç haline getirildiği anlatılmaktadır. Eser de güçlü, güçsüz, ezen, ezilen, sömüren, sömürülen çatışması vurgulanmaktadır. Okuyucunun önüne toplumsal sorunları (ağa, eşraf, devlet, köylü ilişkileri , baskıcı yönetimin ürünü yoksunluklar, yoksulluklar içinde ölen, öldüren, hapislere düşen insanlar) sererek okuyucuları bu sorunlar üzerinde düşünmeye çağırır. Yazarın insanları daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaştırma gayesi bu yönüyle onun hem gözlemci gerçekçi, hem toplumsal gerçekçi ve hem de bir eleştirel gerçekçi olduğunu göstermektedir. İnsanların iç hayallerini dışa vuran eylemlerle ortaya koyan yazar; yan tutmayan bir gözlemci gibi davranmakta, kişisel ve toplumsal çatışmayı çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu, köylünün dramıdır. Sadece ekonomik sömürüye dayanmayan dini, hukuki bir sömürüdür. Aynı zamanda tarihin, geleneğin, göreneğin ve ahlak anlayışının da dayattığı bir sömürü düzenidir......

‘’Önlerinde tek engel Kürtlerin binlerce yıllık amca kızı, amca oğlu hukukudur. (Amca oğlu isterse amca kızını gerçekten çevirebilir)’’1 (.....

‘’Şehir merkezinde bir kadının Yezidi olduğunu ispat edersen o kadını cariye olarak kullanma, satma hakkına sahip olursun. Osmanlı kadıları için bu çok meşru bir yasadır.”2 (a.g.e, s.86 )

Eser, yakın geçmiş olması itibariyle toplumun sadece psikolojik ifadesi değil geçmişten günümüze Kürt özelliklerinin tarihi, felsefi ve sosyolojik ifadesidir. Eser tarihi ve sosyolojik açıdan geçmişten günümüze kadar Kürt kültürünün mihenk taşı diyebileceğimiz özelliklerini gösteren bir başyapıttır......

“… Düşmanlar arasındaki kan davaları, toprak, para yada kan bedeli kız verme ile barış sağlanır. Kız kızla takas edilir; (Berdel) böylece kız ile düşmanlıklara son verilir. Kız ile akraba olunur. Kız ile onurlanır, onursuzlaşır. Kan akrabalığına toplumsal kast girince bu tür evlilikler artık eşit ya da daha güçlü kastların kendi aralarındaki izdivaçlarla devam ettirilir. Kürt tarzı kast sistemi kadın üzerine kuruludur. Bütün yaşamsal değerlerden önce gelir. Toprak bile öğretisini kadından alır. Yaşamın adıdır kadın. (Jin-kadın, Jiyan-yaşam) “ 3 ( a.g.e.,s.29).....

Yaşanılan zaman diliminde “yaşanılan toplumun” ifadesi olarak toplum anlatılmıştır. Ve bu trajik bir yaşamdır. Böyle bir yaşamda başkaldırı muhakkaktır ve nitekim güzel bir başkaldırı söz konusudur. Eserde insan hayatında yeri olan doğum, büyüme, beslenme, cinsellik, evlilik, çocuk, ölüm gibi konular irdelenmiştir......

“…Yasağın erkek meşruluğunu köyün dişi köpek ve eşekleri çeker. İnekler bile eti yenildiğinden, sütü içildiğinden zinaya kurban gitmiş sayılır.”4 (a.g.e, s.46).....

Her ne kadar ilk eseri olarak ifade ettiği Avina, onun sanki ilk eseri değil de bu alanda yazılmış bir çok eseri varmış gibi bir durumu ortaya koymaktadır. Çünkü başarılı bir durum söz konusudur. Belki de çok iyi gözlemlemesi ve çok iyi bir araştırma sonucu tam teşekküllü bir kitap hazırlaması başarısını arttırmıştır. Bunun yanı sıra insana, insanın içinde yaşadığı topluma, diğer insan topluluklarına da sevgi dolu olması, onları olduğu gibi kabul etmesi ve yeri geldiğinde bir Ağaya karşı bile sevgiyle yaklaşması Ramazan Ergin’in insan olarak ta ortaya çıktığının kanıtıdır......

“…Kapısında hiç kimseyi aç bırakmayan ama karşılığında arazilerin tapusu ile saygıyı isteyen bir ağa. İsmi bile düşmanlarına korku salan, dostlarına güven aşılayan bir ağa. Dostları tebaası bazen bu sadakati kendi menfaat ve lehlerine kullansalar bile.”5 ( a.g.e, s-94 ).....

Yazar olarak tarafsız ve estetik bir ruh haliyle bunu ortaya koyması, bir felsefesinin olması, üslubunun alabildiğine hoş ve derin anlamlar taşıması, sanatçının gelecek vaat ettiği ve ilerde daha iyi eserlerde verecek kapasitede olduğunu göstermektedir.

Daha öncede belirttiğim gibi, eser, hakim bakış açısıyla anlatılan bir destan özelliği taşımaktadır. Yazarımız o döneme ait olayları Kürtçe tekerleme, atasözleri ve deyimleri çok iyi derlemiş ve hem Kürtçe’sini hem de Türk’çe sini yerinde vererek eseri zenginleştirmiştir......

“ Bi Şiwanre dihere ber pez, bi Gurre pez dixwe, bi xwedire şiné dike” (Çoban ile koyunları güder, Kurt ile sürüleri yer, Sürü sahibi ile yaz tutar) . 6 (a.g.e, s.63 ).....

“…Çélké mara bé jahr nabe. (Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz).” 7 (a.g.e,s-95 ).....

“ Ji milka Aş, ji haceta sımtraş, ji méra e ku nenéré ne li peş u ne li paş.” (Mülklerden değirmen, aletlerden Nal tıraşı, Erkelerden ne arkasına ne de önüne bakmayan makbul dur.) 8 (a.g.e, s.109 ).....

Ama, eser daha çok bir kültürün, yaşam tarzı ve dokusunun özelliklerinin lirik bir şekilde anlatılmasıdır. Her sayfasında bazen coştuğum, bazen dirildiğim, bazen kızdığım ve bazen öldüğüm olmuştur. Satirik, didaktik ve lirik özellikler ağırlıkta olan eser, Ramazan Ergin’in de dokunaklı ve ironik yanını sergilemektedir. Sevgili arkadaşımın başarılarının devamının diliyor, yazdıklarının ona yaşayamadığı huzuru bahşetmesini istiyorum......

Sevgilerimle…

10. 09. 2007

Sultan BOZKUŞ

Z.G.L Edebiyat öğretmeni

Savur ve Sürgücü deki Mezar Taşları. Mehmet Fatih PULLU

 

ÖNSÖZ

Mezar taşları bir milletin belleği konumundadır. Mezar taşları tarihi bölge olma bakımından büyük önem taşımaktadır. Anadolu’nun her bölgesinde o bölgeye ve kültüre has mezar taşları bulunmaktadır.

Mezar taşları bulundukları bölgenin kültürünü, geleneklerini, yaşam tarzını, inançlarını en iyi şekilde gösteren eserlerdir. Mezar taşları aynı zamanda ait oldukları dönemin edebi yönünü de bize aksettirmektedir.

Savur gibi nüfusu az coğrafi yapısı küçük olan bir ilçe nin çoğu tahrip olmasına rağmen ait oldukları dönemi yansıtan mezar taşlarını bulundurması açısından oldukça önemlidir. Buradaki mezar taşları incelemeye değer önemli birer eserdir.

Bu çalışmada hedeflenen amaç şartları zor olan bu bölgedeki mezar taşlarını tespit etmek bu mezar taşlarının Türk sanatındaki konumunu ve önemini tespit edip vurgulamaktır.

Öğrencilik yıllarımda ders aldığım ve kendisinden etkilendiğim bu çalışmamda bana sürekli desteklerini sunan ve fikirleriyle bana yön veren danışman hocam Prof. Dr. Abdulhamit TÜFEKÇİOĞLU’na ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet TOP’a, Yrd. Doç. Dr. İrfan YILDIZ’a ve Uzman Zekai ERDAL’a şükranlarımı ve saygılarımı sunarım.

Ayrıca çizimler konusunda bana yardımcı olan Hayri ÇOKTAN’a arazi çalışmalarımda bana destek olan arkadaşım Selehattin  POLAT’a kitabelerin okunmasında yardımları dokunan emekli imam Muhyettin OKÇU’ya ve bana her zaman destek olan eşime ve oğluma teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

VAN – 2010 Mehmet Fatih PULLU

ADI : ŞEMDİN MEHMED’İN MEZARI

BULUNDUĞU YER : SAVUR SÜRGÜCÜ BELDESİNDE

TARİHİ : 1177/1763

İNCELENME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 1

TANIM : Mezar Şemdin Muhammed’e ait olan mezar 110 (boy) x 47 (en) x15 (kalınlık) cm. ölçülerinde ayak şahidesine sahiptir. Tahrip olmuş; 290 (uzunluk) 106 (genişlik) 15 (yükseklik) ölçülerine sahip bir sandukadan oluşmaktadır. Sadece ayak şahide sağlam vaziyettedir. Sanduka büyük ölçüde tahribata uğramıştır (Fot:1) .

Ayak şahidesinde herhangi bir süsleme bulunmamaktadır. Ayak şahidesinin sülüs yazı türüyle yazılmış kitabe Arapça olup taş malzemeye kabartma tekniğiyle hakkedilmiştir.  Dikdörtgen gövdeli şahide dilimli kemere sahip bir tepelikle son bulmaktadır.

Hasar gören mezarın sanduka kısmının bazı parçalarında mukarnas süsleme bulunmaktadır. .

KİTABELER

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 يا رحيم 1- Yâ Râhim -2 قد توفي ..... شمدين 2- Kad tüvuffiye….. Şemdîn 3 - محمد 1188 3- Muhammed 1188

Anlamı: Ey Rahim olan Allah’ım Şemdin Muhammed 1188 yılında vefat etti.

KATALOG NO : 5.2

ADI : MUSTAFA EFENDİNİN OĞLU MOLLA ALİ’NİN MEZARI

TARİHİ : 1266/1849

BULUNDUĞU YER : Sürgücü Merkez Mezarlığı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 2-4

TANIM: Kabir, baş ve ayak şahideli olup pehle taşlı mezar tipindedir. ( Fot:2) Fazlaca yıpranmış olan kitabesine göre Mustafa Efendinin oğlu Molla Ali’ye ait mezardır.

Baş şahidesi118 (boy)x40 (en) x 16(kalınlık) cm. ölçülerinde olup dikdörtgen bir gövdeye sahip olup; üç kademeli bir profillenme yaptıktan sonra üstte yuvarlak bir kemerle sonlanmaktadır. Alınlık kısmınında palmet motifine yer verilmiş olup hemen alt kısmında damla motifine yer veilmiş olup damla motifinin köşelerinde geometrik süslemeler yer almaktadır. Damla motifinin kenarlarında palmet motiflerine yer verilmiştir. Şahidenin iç yüzeyinde yedi satır olarak sülüs yazıyla Arapça olarak kabartma tekniğiyle kitabe metni yazılmıştır (Fot:3)

Ayak şahidesi 110 (boy)x36 (en)x15 (kalınlık) cm ölçülerinde olup dikdörtgen bir gövdeye sahip olup üstten yuvarlak bir kemer ile sonlanmaktadır. Ayak şahidesini iç yüzeyinin gövde kısmında Arapça olarak dört satır yazıya yer verilmiştir. Alınlık kısmınında palmet motifi yer almaktadır. Damla motifinin kenarlarında kıvrık dal motiflerine yer verilmiştir. (Fot:4)

İncelediğimiz mezar taşları arasında yazıyla sadece bu mezarda tarih yazıyla verilmiştir.

KİTABELER

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu -1 يا رحيم 1- Ya Rahîm -2 آن شفيعي يا أمام الحرمين 2- Kün Şefi’i ya İmam’el’haremeyn -3 خيرة الله في الخلق انت شفيعي 3- Hiretü’llâhi fi’l-halkı ente şefi’î -4 آن آخذا بيدي يا مددي 4- Kün Âhizen bi yedî yâ mededî -5 في القيامة عند جمبع 5- Fi’l-kiyâmeti inde cemî’i -6 يا رحمة للعامين 6- Yâ Rahmeten li’l-âlemin

Anlamı: Ey Allah’ın Resulü bana şefaatçı ol ey iki haremin imamı, kainatta Allah’ın en seçkin kulu sen şefaatçım ol, elimden sen tut ey imdadım, kıyamette toplum içinde (sen bana şefaat et) ey alemlerin rahmeti.

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 مرقدابن اجى مصطفى افندي 1- Merkadı Hacı Mustafa efendi 2 -ملا علي آغا إبن شمديم آغا. 2- Molla Ali ağa ibni Şemdin ağa… -3 في سنة الف و مأة 3- Fi seneti elfin ve mietin -4 و ستة و ستين 4- Ve sittetin ve sitine

Anlamı: Mustafa efendi ….  Kabri, Şemdin ağa oğlu Molla Ali Ağa oğlu Mustafa, Bin yüz altmış altı.

KATALOG NO : 5.3

ADI : ŞEMSEDDİN’İN MEZARI

TARİHİ : 1282/1865

BULUNDUĞU YER : Sürgücü Merkez Mezarlığı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 5-7

TANIM : Kabir baş ve ayak şahidelerinden meydana gelmekte olup pehle taşlı mezar tipindedir. Mezar 190 cm uzunluğuna sahip olup pehle taşlarının yerden yüksekliği 7 cm. dir. Pehle taşlarının yüzeylerinde herhangi bir süsleme mevcut değildir. Kalker taşı malzemeden yapılmıştır. Kitabeleri Osmanlıcadır (Fot : 5).

Baş şahidesi  118 (yükseklik) x 38 (kalınlık) x 15 (genişlik) cm. ölçülerinde olup sülüs hatlı olup kitabesi kabartma tekniği ile hakkedilmiştir. Yuvarlak kemer alınlıklı bir tepelik ve dikdörtgen fomlu bir gövdeye sahip olan baş şahidenin alınlık kısmında damla motifi içinde “Ya vasial’ kerem” lafzına yer verilmiştir. Gövde kısmında cetvellerle ayrılmış yedi satır bulunmaktadır; satırlar ve cetveller aşağıya doğru daralarak üçgen formu kazanmıştır. Kitabe Osmanlıca olarak verilmiştir. (Fot:6).

Ayak Şahidesin  113 (yükseklik) x 38 (kalınlık) x15(genişlik) cm. ölçülerindedir. Yuvarlak kemer alınlıkla bir tepelik ve dikdörtgen fomlu bir gövdeye sahip olan baş şahidinin alınlık kısmında damla motifi içinde yazıya yer verilmiştir. Damla motifinin hemen altında iki sıra cetvellerle ayrılmış olarak üç satır yazıya yer verilmiştir. kitabesi Osmanlıca olarak hakkedilmiştir.  (Fot :7 Çiz:1 ) Yazıların türü sülüs olup Osmanlıcadır. Eser üzerinde sanatkar ismine rastlanılmamıştır.

Metni Okunuşu

-1 يا واسع الك 1-Ya vasial’ke -2 پناهم يوق توانم يوق همان بر ...ار. 2- Penahım yok, tevanem yok heman bir … Ahım var 3-Muhammed gibi bir şahidim var 3- آميدم کسمم حقدن -4 محمد گبی بر شاهدم وار 4-Muhammed gibi bir şahidim var 5 - قره 5- Elim boş yüzüm kara الم بوش يوزم -6 قول و قدم بني آتى ناره 6-Kav-u kadem beni attı nara -7 بر بهره 7-Medet senden ol bir behre مدد سندن اول -8 شفاعت يا رسول الل 8-Şefaat ya Resulellah

Anlamı:

Ey rahmeti geniş olan (Allahım) sığınacak yerim yok, gücüm yok, heman bir … var, haktan umudumu kesmem (Zira)Muhammed(peygamber) gibi bir büyüyüm var. Elim boş, yüzüm kara (Günahkarim), (Kötü) söz ve (yanlış) adımlarım beni (Cehennem) ateşine attı, Ey Resulellah imdat senden bir hisse bana da şefaat eyle. Şemseddin 1286

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu:

1-Şemseddin 1286 1- شمس الدين 1286

Anlamı: Şemseddin 1286.

KATALOG NO : 5.4

ADI : HEVLE’NİN MEZARI

TARİHİ : 1287/1865

BULUNDUĞU YER : Sürgücü Merkez Mezarlığı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 8-10

TANIM : Kabir baş ve ayak şahidelerinden meydana gelmekte olup pehle taşlı mezar tipindedir. Mezar 190 cm uzunluğuna sahip olup pehle taşlarının yerden yüksekliği 15 cm. dir. Pehle taşlarının yüzeylerinde herhangi bir süsleme mevcut değildir. Kalker taşı malzemeden yapılmıştır. Kitabeleri Farsca ve Osmanlıcadır (Fot:8).

Baş şahidesi 113(yükseklik)x38(kalınlık)x15(genişlik) cm. ölçülerinde olup celî sülüs yazıyla ve kitabesi kabartma tekniği ile hakkedilmiştir. Dilimli kemer alınlıklı bir tepelik ve dikdörtgen fomlu bir gövdeye sahip olan baş şahidenin alınlık kısmında kartuş içinde yazıya yer verilmiş olup kartuşun iç kısmı tahrip edilmiştir. Gövde kısmında cetvellerle ayrılmış altı satır bulunmaktadır; satırlar ve cetveller aşağıya doğru daralarak üçgen formu kazanmıştır. Kitabe Farsça olarak verilmiştir (Fot : 9, Çiz:2).

Ayak Şahidesi 80(boy)x40(kalınlık)x17(genişlik) cm. ölçülerinde olup kırık vaziyettedir. (6025). Dilimli kemer alınlıklı bir tepelik ve dikdörtgen fomlu bir gövdeye sahip olan baş şahidenin yüzeyinde dört satır yazıya yer verilmiştir. Damla motifinin hemen altında üç sıra cetvellerle ayrılmış olarak üç satır yazıya yer verilmiştir. Kitabesi Arapça olarak hakkedilmiştir. Tam okunamayan Kitabenin alt kısmında Hevle ismi ve 1287/ tarihi okunmaktadır (Fot :10) .

Yazıların türü celî sülüs olup Farsça ve Arapçadır. Eser üzerinde sanatkâr ismine rastlanılmamıştır.

KİTABELER

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 پادشاها مجرم مه را دستگير 1-Padişaha Mücrimi me ra destgir -2 ما گ 2- نهكارم و تو آموز گار Ma günehkarim-u tu Amuzgar -3 تو لطف 3- مغفرة دارد اميد از Mağfiret dâred ümîd ez tû lutf 4- 4- ز آنكه خود فرمود لا تقنطوا Zi Ânki Hod fermûd lâ taknetû 5- 5- يا خفي الالطاف Yâ hafiyye’l-eltâf ناحف 6 – ناجىنا مىما 6- Necinnâ mimmâ nehâf

Anlamı: Ey padişah (Olan Allahım) biz suçlulara el at (destek ol), Biz günahkarız, sen af edicisin. (Bu günahkar) lutfunuzdan af ümit eder, Zira siz kendiniz buyurmuşsunuz: Rahmetimden ümit kesmeyiniz. Ey lütûfları gizli olan Allah’ım. Bizi Korktuklarımızdan emin kıl.

KATALOG NO : 5.7

ADI : YÜZBAŞI HACI AHMET AĞA’NIN OĞLU

NURULLAH’IN MEZARI

TARİHİ : 1304/1887

BULUNDUĞU YER : Savur ilçesi, Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 19

TANIM : Şahideli Sanduka tipi bu mezar ayak şahidesi ile pehle taşlarından meydana gelmektedir. (Fot:19)

Sadece Ayak şahidesi bulunmaktadır. Ayak şahidesi 70 (boy) x 28 (en) x 13 (kalınlık) cm ebadında olup dilimli kemer alınlıklı tepelik ve dikdörtgen gövdelidir. Doğrudan toprağa oturtulmuştur. Alınlık kısmında ve ön yüzeyinde sülüs hatlarla yazılmış kitabeye yer verilmiştir. Şahidenin iç yüzeyinde beş sıra cetvelle beş satıra bölünmüş olup dördüncü kartuş içinde çarkıfelek motifine yer verilmiştir. Kitabede hem yazıyla hem de rakamla tarihe yer verilmiştir. Kitabelerin hepsinde yazı türü âlî sülüs dili ise Osmanlı Türkçedir.

Malzeme sarı renk kalker taş olup yazılar ve süslemeler kabartma tekniğiyle hak edilmiştir. Yüzbaşı ibaresi geçmekte olup mezar sahibinin babasının askerî bir statüye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

KİTABELER

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 مقبر 1- حاج Makberu haci 2- 2- نورالله إبن حاج Nurullah İbni haci 3- 3- احمد آغا يوزباشي Ahmed Ağa yüzbaşı 4- 4- روحىچون Rûhîçûn -5 سنة 5- بين اوجيوز درت Bin Üç Yüz Dört sene -6 سنة 1304 6- Sene 1304

Anlamı: Yüz Başı Haci Ahmed Ağa Oğlu Nurullah’ın kabridir. Sene: 1304

KATALOG NO : 5.9

ADI : HACI MEHMET AĞA’NIN MEZARI

TARİHİ : 1307/1890

BULUNDUĞU YER : Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 24-29

TANIM :Kabir baş ve ayak şahidelerinden oluşmakta olup pehle taşlıdır. Mezar 200 cm (en) uzunluk ölçülerindedir (Fot:24).

Baş şahidesi 118 (boy) x 40 (en) x 16 (kalınlık) ölçülerine sahiptir. Şahide dikdörtgen formlu olup yanlardan üç kademeli profillenme yaparak üstten yuvarlak kemerle sonlanmıştır. Alınlık kısmında palmet motifi yer almaktadır. Gövde kısmında cetvellerle ayrılmış beş satır yazıya yer verilmiştir. Şahidenin arka yüzeyinde daire içine alınmış kalkan motifine yer verilmiş olup; şahidenin yan yüzeylerinde tabanca ve kama motifleri bulunmaktadır (Fot:25,26,27,28, ,Çiz:9).

Ayak şahidesi kırık olup 104 (boy) x 36 (en) x 15 (kalınlık) ölçülerine sahiptir. Tepelik kısmı kırık vaziyettedir. Gövde kısmında cetvellerle ayrılmış dört satır yazıya yer verilmiştir (Fot:29).

KİTABELER

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

1- 1- الموت . . . . . . el-Mevt …… 2- 2- انت شفيع بعد الموت Ente şefîun ba’de’l-mevt 3- 3- ما الدار . . . . Mâ’d-dâr . . . .

Anlamı: Ölüm….. Sen(ey Resülellah) ölümden sonra için şefaatçımızsın.

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu -4 محمد آغا 4- إبن الحاج İbnü’l-Hacc Mehmed Ağa 5- 1307 5- 1307

Anlamı: Hacı Mehmet Ağa 1307.

KATALOG NO : 5.11

ADI : SAVURLU AHMED EFENDİNİN KIZI CEMİLE

HANIMIN MEZARI

TARİHİ : 1314/1896

BULUNDUĞU YER : Savur ilçesi, Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 32-33

TANIM: Kabir doğrudan toprağa oturtulmuş baş ve ayak şahidelerinden oluşmaktadır. Kabir 170 cm uzunluk ölçülerine sahiptir. Kitabesi Osmanlı Türkçesiyle ve celî sülüs yazıyla yazılmıştır.

Baş şahidesi 83 (boy) x 38 (en) x 16 (kalınlık) cm. ölçülerinde olup ; yanlardan üç kademeli profillenme yaparak üstten yuvarlak kemerli bir tepelikle sonlanmaktadır (Fot:32).

Alınlık kısmında palmet motifine yer verilmiştir; palmet motifinin hem altında ise damla motifi içinde“yâ Mûnisî” lafzına yer verilmiştir. Gövde kısmının iç yüzünde cetvellerle ayrılmış iki satırlık yazıya yer verilmiş olup; ayrıca alt kısımda ise büyükçe bir damla motifi içinde yine cetvellerle ayrılmış şekilde verilmiş olan dört satırlık yazı bulunmaktadır. Kitabesinde kabir sahibinin Savur’lu olduğu açıkça belirtilmiştir. Kitabesi aşırı derecede yıprandığı için okunamamıştır.

Ayak şahidesi 77 (boy) x 37 (en) x 16 (kalınlık) cm. ölçülerindedir. Şahide, palmet motifli bir tepelik ve dikdörtgen gövdeye sahiptir. Alınlık kısmında damla motifi içinde“fi Vahdeti” lafzına yer verilmiştir. Gövde kısmınında cetvellerle ayrılmış iki satırlık yazıya yer verilmiş olup baş şahidesindeki gibi büyükçe bir damla motifi içinde dört satırlık bir yazı bulunmaktadır. (Fot:33)

Yazılar kabartma tekniği ile hakkedilmiştir. Sanatkar ismine rastlanılmamıştır.

KİTABE

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 يا مونسي 1- Ya munis  2- 2- ايها الإخوان ......لي Eyyü’hel’ İhvanü …… li 3- 3- هذا Haza -4 قب 4- ر الأخت جميلة خان Kabrül’uht Cemile Hanım 5- 5- بنت احمد افندي صاورلي Binti Ahmet efendi Savurlu 6- 6- إلى روحها الفاتحة İla Ruhihael’fatiha

Anlamı: Ey Yalnızlığımda yanımda olan Rabbim. Ey Arkadaşlar…… bana.

Bu kabir Savurlu Haci Ahmet efendi kızı Cemile Hanım dır. Ruhuna elfatiha.

KATALOG NO : 5.14

ADI : MUSTAFA BEY’İN MEZARI

TARİHİ : 1317/ 1899

BULUNDUĞU YER : Savur ilçesi Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 41-43

TANIM: Şahideli sanduka tipi bu mezar, baş ve ayak şahideleri ile pehle taşlarından ibaret olup 178 ( uzunluk) 50 (en) x 16 (kalınlık) ölçülerine sahiptir. Şahideler dikdörtgen formlu bir gövde ve üstten dilimli kemerle sonlanmaktadır. Her iki şahidenin iç yüzeylerinde yazılar mevcuttur. Yazılardan sadece Mustafa ismi okunabilmiştir. (Fot : 41).

Baş şahidesi 84 (yükseklik) x 40 (en) x 17 (kalınlık) cm. ölçülerindedir. Şahidenin alınlık kısmından ve gövdede yazılar bulunmaktadır. Şahide iki kısma ayrılmış iki satır üst kısımda ortada küçük bir daire içinde yazı ve altında yine üç satır halinde yazılar hakkedilmiştir. (Fot : 42).

Ayak şahidesi 100 (yükseklik) x 40 (en) x 17 (kalınlık) cm. ölçülerindedir. Baş şahidesinde de yazıların işlenişi aynı şekildedir. Tarihe yer verilmiştir. Usta ismi mevcut değildir.( Fot:43).

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metin Okunuşu

-1 يا مونسي 1-Yâ mûnisî 4- 4- Hâzâ -5 هزا 5- Haza

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

1 - 1- في وح Fî vahdetî قد -4 توفي المرحوم 4- Kad Tüvuffiye’l-merhum -5 سنه 1317 5- Senete 1317

KATALOG NO : 5.15

ADI : 1317/1899 TARİHLİ MEZAR

TARİHİ : 1317 / 1899

BULUNDUĞU YER : Savur ilçesi, Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 44- 46

TANIM : Sürgücü Beldesi Mezarlığında bulunan bu mezar isimsiz fakat 1317/1899 tarihlidir. Kabir baş ve ayak şahideleri ile pehle taşlarından meydana gelmektedir (Fot :44)

Şahideler dikdörtgen gövdeli olup baş şahidesi orta kısımdan kırılmıştır. Ayak şahidesi kenarlardan profillenme yaparak üstten kemerle sonlanmaktadır.

Baş Şahidesi 36 (boy) x 30 (en) x 14 (kalınlık) cm ölçülerine sahiptir. İç yüzeyinde cetvelle ayrılmış iki satır yazı bulunmaktadır. Kırılmış olan baş şahidenin arka yüzeyinde daire içine yerleştirilmiş kılıç motifi bulunmaktadır ( Fot:45,Çiz:13).

Ayak şahidesi ise 70 (boy) x 31 (en) x14 (kalınlık) cm ölçülerindedir. Şahidenin ön yüzeyinde içinde cetvellerle ayrılmış şekilde dört satır yazı kabartma tekniğiyle hak edilmiştir. Kitabelerinde kabir sahibinin ismi mevcut değildir. Vefat edeninin Muharrem ayında vefat ettiği belirtilmiştir ( Fot:46,Çiz:12) .

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

1- 1- الفاتحة el- Fâtiha -2 قد 2- Kad 3- 3- توفي المرحوم Tüvuffiye’l-merhum شهر مح 4 - ءفي 4-fi şehri Muharrem -5 سنه 1317 5- Senete 1317

Anlamı:  el’Fatiha, Bu(kabirdeki kişi) rahmetli Muharrem ayı sene 1317 de vefat etti.

KATALOG NO : 5.17

ADI : KERİM’İN KIZI PERDEŞİ’NİN KABRİ

TARİHİ : 1317/1899

BULUNDUĞU YER : Savur ilçesi, Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 50

TANIM: Kabir sadece ayak şahidesinden oluşmaktadır. Ayak şahidesi 70 (boy) 33 (en) 13 (kalınlık) cm. kalınlık ölçülerine sahiptir. Dikdörtgen bir forma sahip olan şahide kenarlardan üç kademeli bir profillenme yaptıktan tepe noktasında yuvarlak kemerle sonlanmaktadır. Alınlık kısmında damla motif içinde yazılara yer verilmiştir. Gövde kısmında damla motifi içinde dört satır kitabeye yer verilmiştir. Kitabedeki yazıları kabartma tekniğiyle hakkedilmiştir. (Fot:50)

KİTABE

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 توفيت 1-Tüvuffiyet 2- 2- المرحومة پردنشين El’ merhume Perdenişin 3- 3- بنت آريم Binti Kerim 4- 1317 4- 1317

Anlamı: Kerimin kızı rahmetli Perdenişin sene 1317 de vefat etti.

KATALOG NO : 5.19

ADI : HACI MEHMET AĞA’NIN OĞLU

ŞEYHMUS’UN MEZARI

TARİHİ : 1317/1899

BULUNDUĞU YER : Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 53-57

TANIM: Mezar Şahideli Sandukalı Mezar formatındadır. Mezar üç kademeden oluşan bir sandukaya sahiptir. (fot:53) Sandukanın birinci kademesi 15 (yükseklik) x 50 (en) x 165 (uzunluk) cm ölçülerine sahiptir; ikinci kademesi 25 (yükseklik) x 50 (en) x 165 (uzunluk) cm ölçülerinde, üçüncü kademesi ise; 20 (yükseklik) x 41 (en) x 165 (uzunluk)cm ölçülerine sahip sankudan oluşmaktadır. Birinci ve ikinci kademedeki sandukaların çevresi silmelerle hareketlendirilmiştir. Sandukanın üçüncü kısmı diğer sandukalara göre daha dar tutulmuştur. Sanduka kapağında şahideler ön kısmında altı kollu yıldız motiflerine yer verilmiş olup sandukanın tam ortasında dairesel bir boşluğa yer verilmiştir.

Baş şahidesi 100 (yükseklik) x 36 (en) x 16 (kalınlık) cm. ölçülerine sahip olup hamidi kalıplı bir fes ile sonlanmaktadır. Şahidenin iç yüzüne de yedi satır yazı bulunmaktadır, ilk satır damla motifi içinde vermiş olup; diğer üç satır cetvellerle ayrılmış olup, her iki ucu geometrik şekillerle hareketlendirilmiştir(fot:54). ilk üç satırın hemen altında dairesel form içinde üç satır yazı bulunmaktadır. Baş şahidesinin arka yüzeyinde bitkisel motiflerle birbirine bağlanmış “dört yönlü ok”motiflerine yer verilmiş olup dört yönlü ok motiflerinin tam ortasında bulunan kısımda geometrik süsleme üst kısmında ise ayyıldız motifine yer verilmiştir. Şahidelerin köşeleri nişlerle hareketlendirilmiştir. Hicri 1317 tarihli olup miladi 1899 tarihi Osmanlı Sultanı II. Abdulhamid dönemine denk gelmektedir. (Fot:55,56,Çiz:18)

Ayak şahidesi şahidesi 93(yükseklik)x36(en)x16(kalınlık) cm. ölçülerine sahip olup yanlardan üç kademeli bir profillenme yaptıktan sonra üstten yuvarlak

kemerli bir tepelikle sonlanmaktadır. Şahidenin iç yüzüne de sekiz satır yazı bulunmaktadır, ilk satır damla motifi içinde verilmiş olup; diğer dört satır cetvellerle ayrılmış olup, her iki ucu geometrik şekillerle hareketlendirilmiştir. ilk üç satırın hemen altında dairesel form içinde üç satır yazı bulunmaktadır. .( Fot:57,Çiz:14-17)

Kitabesi farsça yazılmış olup çocuk mezarıdır.

KATALOG NO : 5.26

ADI :AHMET AĞANIN MEZARI

TARİHİ : 1341/1922-1923

BULUNDUĞU YER : Savur Merkez Mezarlığı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO :78-84

TANIM: Sürgücü Beldesi Mezarlığında bütün ihtişamı ve görkemiyle yer almaktadır. Şahideli sandukalı mezar formundadır. Sandukanın yerden yüksekliği 1.20 cm dir. Mezar baş ayak şahidesinden ve sandukadan oluşmaktadır. Sanduka yerde 16 cm yüksekliğinde bir kaide üzerine oturtulmuş olup; kaide silmeler ve geometrik şekillerle hareketlendirilmiştir (Çiz:30). Sandukanın her dört cephesi taşıyıcı özelliği olmayan sütüceler ve sutuncelerin üzerlerine oturtulmuş kemerlerle hareketlendirilmiştir. sütünce altlıkları ve sütünce başlıkları bitkisel süslemelerle hareketlendirilmiştir(Çiz.27,29).sanduka cephelerinde sütünce ve kemerlerle ayrılmış bölümlerde dikdörtgen form içinde vazodan çıkan kıvrık dal, lale, gül ve çiçek motiflerine yer verilmiştir. Bitkisel motiflerin tam ortasında ise Allah (c.c.) yücelten Arapça ibarelere yer verilmiştir (Çiz:26). Kemer yüzeyleri bitkisel motiflerle hareketlendirilmiştir. Kemerin alt kısmında yer alan bordürde ve kemer içlerinde bitkisel ve geometrik süslemelere yer verilmiştir. Sanduka kapağı kenarları bitkisel motifler ve üzüm salkımlarıyla hareketlendirilmiştir(Çiz:28). Sanduka kapağını üst kısmında ve şahidelerin önünde altı kollu yıldız motifine yer verilmiştir. (Fot:78,Çiz:23-24)

Baş Şahidesi 41(en)cm,95 (boy),14(kalınlık)cm, ölçülerine sahiptir. Şahidenin iç yüzeyini üst kısımda damla motifine yer verilmiş olup alt kısımda i iç yüzeyinde cetvelerle ayrılmış dört satır yazıya yer veilmiştir, alt kısımda ise dairesel form içinde cetvellerle ayrılmış şekilde dört satır halinde yazıya yer verilmiştir. Şahidenin en alt kısmında dairesel formun hemen altında palmet ve kıvrık dal motiflerine yer verilmiştir.

Baş şahidesini arka yüzeyinde zincir motifini içinde bitkisel süslemeler etrafında ise bir kökten çıkan kıvrık dal, lale, palmet ve çiçek motiflerine yer verilmiştir. Süslemelerin en üst noktasında ise ay yıldız motiflerine yer verilmiştir. Şahidenin kenarlarında ise bir birlerine bitkisel motiflerle bağlanmış “dört yönlü ok”motiflerine yer verilmiştir, şahide kenarları yivlerle hareketlendirilmiştir (Çiz:21-22).

Ayak Şahidesi 41(en)cm,95 (boy), 14 (kalınlık)cm, ölçülerine sahiptir. Şahidenin iç yüzeyini üst kısımda damla motifine yer verilmiş olup alt kısımda i iç yüzeyinde cetvelerle ayrılmış dört satır yazıya yer veilmiştir, alt kısımda ise dairesel form içinde cetvellerle ayrılmış şekilde dört satır halinde yazıya yer verilmiştir. Şahidenin en alt kısmında dairesel formun hemen altında palmet ve kıvrık dal motiflerine yer verilmiştir

Mezarı: Ahmet Ağanın oğlu Kamil tarafından yapılmıştır.

KİTABELER

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 جسم شهيد 1-Tahte hazet’türabi cismün şehidün تحت هذا التراب 2- mate zulmen bi sunin kad temerred 2- مات ظلما بصنع قد تمرد -3 مكرما نصف عصر 3-Aşe hürren mükerremen nisfe asrin عاش حرا  4-Bi salahin ve faratı cudin ve süudedin4- بصلاح و فرط جود و سؤدد -5 آغا 5-Haza merkadülmerhum elhac Ahmet ağa هذا مرقد المرحوم الحاج احمد -6 محمد آغا بن شمدين آغا 6-Bin elhac Muhammed ağa bin Şemdin ağa بن الحاج -7 سنة 1341 7- Senete 1341

Anlamı: Bu toprağın altında şehit bit vücut var, azgın bir oyunla mazlum olarak öldü, (O Cesedin sahibi) yarım asır hür ve saygın olarak barışçı ve son derece cömert ve sabırlı yaşadı. Bu kabir, Şemdin ağa oğlu haci Mehmet ağa oğlu rahmetli haci Ahmet ağa’ya aittir. 1341

:anduka KitabesiS

Metni Okunuşu

-1 جل جلاله 1- Allah (c.c) الله -2 سلم 2-Muhammed (S.A) محمد صلى الله عليه و

Anlamı: Allah büyüktür. Hz. Muhammed’e selam olsun.

KATALOG NO : 5.27

ADI : XVIII.YÜZYILA AİT MEZAR

TARİHİ : XVIII..y.y.

BULUNDUĞU YER : Savur İlçesi Sürgücü Beldesi Mezarlık Alanı

İNCELEME TARİHİ : 18.12.2009

FOTOĞRAF NO : 85-88

TANIM : Mezar Sürgücü Beldesinde yer alan Ahmet Ağan Mezarının hemen yanında yer almaktadır. Baş ve ayak şahideli mezar tipindedir. (Fot:56) (6187)

Baş şahidesi 72 (boy) x 37 (en) 16 (kalınlık) cm ölçülerindedir. Şahide dikdörtgen gövdeli olup yanlardan üç kademeli profillenme yaparak üstten yuvarlak kemerle sonlanmaktadır. Şahinedinin alınlık kısmında damla motifi yer almaktadır. Gövde kısmından cetvellerle ayrılmış üç satır yazı yer almaktadır. Yazıların hemen altında üçgen formun yanlarında gapanları birbirine bakarken kuş figürleri yer almaktadır. (Fot:57) (6161) şahidenin köşeleri yivlerle hareketlendirilmiştir. Kenarlar sitilize yaprak motiflerine yer verilmiştir. (Fot:58) (6188)

Ayak şahidesi 83 (boy) x 38 (en) x 16 (kalınlık) cm ölçülerindedir. Şahide dikdörtgen gövdeli olup yanlardan üç kademeli profillenme yaparak üstten sivri kemerle sonlanmaktadır. Alınlık kısmında damla motifi yer almaktadır. Gövde kısmında cetvellerle ayrılmış üç satır yazıya yer verilmiştir. Alt bölümde üçgen form cetveller ayrılmış şekilde üç satır yazıya yer verilmiştir. (Fot:57) (6200)

Üçgen formun üst kısmı iki kuş figür yer almaktadır. (Fot:59,Çiz:31,32) Şahidenin köşeleri yivlerle hareketlendirilmiştir.

Kitabenin içeriğine göre aşık olan ve o dertten vefat eden bir kişiye ait mezar taşıdır.

Yazıları sülüs hatla yazılmış olup yazılar oyma tekniğiyle hakkedilmiş olup kitabesinde usta ismine rastlanmış olup; ustasının “Şefat” ve “Gaffar” adlı kişiler olduğu belirtilmiştir.

KİTABELER

Baş Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 لدغت 1- Ledeğat 2- 2- محبة الهوى Mahabbetülheva -3 فلا طبيب لها 3- آبدي Kebedi fela tabibe leha 4- 4- و لا راقي إلا الحبيب الذي Ve la rakiye İllelhabibüllezi 5- 5- يهوى Yehva -6 شفعت 6-Şefa’te

Anlamı: Aşk yılanı benim ciğerimi ısırdı, ama aşık olan sevgili den başka da onu tedavi edecek tabip te yoktur. Şaefaat ettin…..

Ayak Şahidesi (İç Yüzü)

Metni Okunuşu

-1 فاختر 1-Fahter 2- 2- لنفسك ايا إلهي Li nefsike eya ilahi 3- 3- ما للعبد سوي Ma lilabdi siva 4- 4- الفردوس إن محمدا El Firdevsi 5- .......... 5- ……. -6 فاجره 6- Fe’cürhu 7- 7- غفار Gaffar

Anlamı: Ey Allahım kendin için seç. Bu kul için Firdevs cennetinden başka yer… Doğrusu Muhammed(A.S)…….. ve onu mükafatlandır. …. Gaffar…

Ayak Şahidesi (Dış Yüzü)

Metni Okunuşu

1- 1- الموت El mevt -2 لك 2- باب Babün leke -3 ليت 3- Leyte -4 نعيم 4- بالداره الدار نار Bid’dare Eldaru Naru Naim -5 عملت 5- Amilt

Anlamı: Ölüm senin için bir ….. kapıdır. Keşke ….. Çalıştın.

6.DEĞERLENDİRME VE KARŞILAŞTIRMA

Savur ve çevresinde yapılan yüzey araştırması sonucunda 40 civarında mezar taşı tespit edilmiştir. Bunlardan farklı yerleşim birimine dağılmış olan 27 tanesi çalışmamızın katalog kısmına alınmıştır. Katalog kısmına alınan 27 mezar taşının 27 da Osmanlı dönemine aittir. Taşların büyük bir bölümü iyi korunamadığından ya da taşın özelliğinden iklim ve çevre şartları nedeniyle oldukça tahrip olmuş durumdadır.

Çalışmamızda incelenen mezar taşlarının boylarında ve süslemelerinde Mardin bölgesine ait süsleme özellikler vurgulanırken bazılarının şahidelerde kullanılan başlıklardan başkent özellikleri görülmektedir.

Bu araştırmaya konu olan mezar taşlarının en erken tarihli olan 1177/1762 tarihli mezar taşıdır. En geç tarihli olan ise Sürgücü Beldesinde yer alan 1341/1923 Hacı Mehmet Ağanın oğlu Hacı Ahmet Ağa’ya ait olan mezar taşıdır.

Taşların daha iyi değerlendirilmesinin yapılabilmesi için mezar taşlarını, tipolojik özellikleri, kullanılan malzeme ve teknik, yazı ve süsleme, kompozisyon, usta ve atölye açısından değerlendirilmiştir.

ÖZET

Tarihte önemli bir konuma sahip olan Savur tarihteki bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve bu uygarlıkların sanat eserlerini bağrında barındırmış ve hala barındırmaktadır.

Mezar ve mezarlık kültürü yeryüzünde hayat sürmüş bütün insanlar ölüleri için bazen devasa yapıtlar, küçük mimari eserler bazen de çok basit formda mezarlar yapmışlardır. Bu insanoğlunun öldükten sonrada var olma isteğinin bir tezahürüdür. İnsanların inançlarına göre ölülerini gömme işlemi toplumdan topluma, inançtan inanca, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Toplumların zaman içinde inançları değişse de kültürlerindeki ölü gömme ve mezar anlayışı kısmi bir değişikli göstermiş veya o inanca yada kültüre uyumlu hale gelmiştir. Bütün ölü gömme faaliyetlerini doğrudan etkileyen insanların inançları olmuştur. Mezarlıklar ve mezar taşları bulundukları bölgeye ait oldukların milletin ve kültürün mührünü basarlar.

Orta Asya’dan Anadolu’nun içlerine kadar uzanan mezar yapma geleneği toplumun ve çağın insanlar üzerinde bıraktığı kültürel değişimi ve etkileşimi sonucunda meydana gelen devinimi mezarlık kültüründe görmek mümkündür.

Mardin ve yöresinde İslamiyet’ ten başka dinlerinde bulunması kültürel bir etkileşimin meydana gelmesine neden olmuş olup; sanata ve mimariye yansımıştır. Bu yansıma çok azda olsa mezar yapımında göze çarpmaktadır.

Savur’daki mezarlar ve mezarlıklar Türk kültürünün farklı zaman dilimlerinde sahip oldukları yansımalar hakkında bize delil sunan en önemli kültür değerlerimizdir. Bu bağlamda bizde Savur ve çevresinde bulunan bu kültürel varlıklarımızın tarihteki yerlerini almaları için böyle bir çalışma yaptık.

Kaynak:

SAVUR’DAKİ MEZAR TAŞLARI

SÜRGÜCÜ AŞİRETİ (Turabidinden Beriyéye Altan TAN)

 SÜRGÜCÜ AŞİRETİ

Sürgücü aşireti bölgenin en büyük aşiretlerindendir. Sürgücü aşireti Mardin merkezinin kuzeyinde ve Savur ilçesinin batısında yer alır. Aşiretin batısında Mardin Diyarbakır yolu, Sultan Şeyxmus deresi; kuzey ve güney batısında  Barava Aşireti doğusunda Ahmedi köyü ile  Savur ve Köse mıntıkası, güney doğusunda Ömeryan aşireti güneyinde ise Zınnar mıntıkası, Daşiler ve Mardin Şehri yer alır.

Sürgücü isminin anlamı ve kaynağı  ihtilaflıdır., Bazıları Sürgücü ismini Sur-gücü ile irtibatlandırmakta, bazıları ise Musul  civarındaki Surçi aşireti  ile yakınlık kurmaktadır. El Mucid kitabında  ise Sürgücü için Suruç (Urfa) kazasından ayrılma bir aşiret "Suruci" ibaresini kullanmaktadır. Bu konu ile ilgili aşiret ,çinde ittifakla anlatılan bir bilgi mevcut değildir.

Sürgücü Aşireti'nin köylerinde  1. Dünya savaşı yıllarına kadar  çok sayıda Ermeni ve Süryani yaşamaktaydı. Halen sadece Bafawa  köyünde Süryani aileler yaşamaktadır. Aşiretin sadece Eydo köyü Arapça konuşmakta diğer tüm köyleri Kürtçe konuşmaktadır.

Aşiretin idare merkezi Awina (Sürgücü Beldesi) köyüdür. Son yüz yılda  Aşireti yöneten Hacı Ahmet Ağa ailesi Awina'da oturmuştur. Aşirete  bağlı köylerin büyük çoğunluğu sulak, bağlık ve bahçelik köylerdir.

SÜRGÜCÜ AŞİRETİNE BAĞLI KÖYLER

 Zone, Derguyz, Derduk, Kani Genikê, Barman, Bernişt, Şatih, Bakustan, Elfan, Ewina, Bakaysei, Cillin, Şürê, Şutê, Dandanê, Kırdilek, Eydo, İsapar, Dengızan, Kurehelal, Kunnıfır, Kuraharam, Tizyan, Kavsan, Şivistan, Karhéta, Birkaşex, Şorşıb, Mellemus, Xarabreş, Gundık, Cırzé, Kûzerıb, Sultan Şéxmus, Axres, Kuferdel, Şéx Ali gibi köyler direkt olarak aşirete bağlı olmamalarına rağmen aşiretin etkisi altındadırlar.

Kırdilek köyünün durumuda ihtilaflıdır. 1925 yılında Diyarbakırda idam edilen Palulu Şeyx sait Efendinin eski dedeleri 4 . Murat zamanında(1639)'da  Kırdilekte oturuyorlardı. Çevre köylüler Şeyx Said ailesinin yerleştiği Çılsutun (Kırkdirek) tarihi mağaraları ile  Xındak (Hendek) mezrasının Sürgücü aşiretine bağlı kırkdilek köyünün Mardin Kızıltepe'de yerleşik mala Bubé (Bubé ailesi-Kahramanlar)'nin de aslen Xındak'lı oldukları rivayet edilmektedir. Sürgücü Aşiretine bağlı köylerin çoğu tek bir aileden değil , muhtelif yerlerden gelip yerleşen ailelerden meydana gelmiştir.

Dengızan köyünün ilk sakinleri ise, Karadeniz Trabzon, Sinop ve Zonguldak civarından geldikleri, dolayısı ile dengızan isminin denizden gelenler anlamındaki denizandan isminden türetildiği öne sürülmektedir.  Bir rivayete göre çoğunluğu Türk asıllı olan köyde mala Romi isminde bir aile vardır. Bunun aksini iddia edenlerde vardır. Awina (Aşiretin merkez köyü halen yaklaşık 4000 nüfuslu  Sürgücü beldesi) Awina isminin Kürtçe "aqv-ine" Yani içinde su bulunan sulak köy) anlamına geldiği söylenmektedir. Savurlu Hacı Beg ailesinin en eski dedelerinden Şéx İsa'nın mezarı da Awina'da dır.

KÖYDEKİ AİLELER:

Mala Sori: Irak Soran bölgesinden geldikleri ve Hristiyan asıllı oldukları söylenmektedir. Liderleri N'ame ailesidir. 

Mala Hüseyni: Bir kaç koldan oluşmaktadır. Bir kısmı Mazıdağı'ndan bir kısmı ise Bahdini köyünden gelmiştir.

Mala Aşık: Bu guruptaki ailelerin bir kısmı  Karacadağ yöresinden, bir kısmı Milli Aşiretinden bir kısmı ise Cizre'den gelmedir.

Mala Gevri: Kuzey Irak'tan gelmedir.

Mala Serveri: Köyün yerlilerinden ve çok önceleri Hristiyan oldukları sonra Müslümanlığı kabul ettikleri söyleniyor. Ağalar köye ilk geldiklerinde Serveriler onlara karşı çıktılar.

Mala Kambo:  Ağalar köye geldiklerinde , ağaları desteklediler, köyün yerlileridir.

Mala Odabaşi: Öztürk soyadını taşımaktadırlar.

Mala Xalito: Aslen Zengi aşiretine bağlıdırlar. Hacı Ahmet Ağanın babası Muhammed ağa'nın onları köye getirdiği söylenmektedir.

Mala Ağa:  Hacı Ahmet Ağa ailesidir. Şemin Soyadını taşımaktadırlar.

SÜRGÜCÜ AŞİRETİ REİSLERİ: 

Sürgücü Aşiretinin  Ağalarının  köye gelen ilk ataları Hasan Ağadır. Hasan Ağanın aslen Muş yöresindeki Hasenan Aşiretinin Toruni kolundan mensup, lakabının ise Rımıldar olduğu söylenmektedir.

Tahminen  1750 yılından sonra aşiretten ayrılan Hasan Ağanın  iki kardeşi Muş'ta kalır. Bitlis Civarındaki bir çatışmada Ağanın oğlu Xalit öldürülür. Ağa önce Mardin ovasına (Berriyeye) iner. Arap Aşireti ile çatışınca tekrar dağa çekilir. Sürgücü Mıntıkasına gelir. Bu tarihlerde Awina'da müslüman Kambo ailesi ile Ermeniler yaşamaktaydı.

Ermeniler ağanın köye yerleşmesini kabul etmeyince Ağa Tizyan Köyüne yerleşir. Awina'daki Mala Serweri de Ağa'ya karşı Muro İbni Cewahiri destekler. Bir müddet sonra Müslüman Mala Kambo, Hasan ağaya destek verince , Ağa Awinaya yerleşir. Oğullarını ve torunlarını çevre köylere yerleştirerek tam bir hakimiyet kurar.

Zor Mıstefa Ağanın bir savaşta yaralanıp öldüğü söylenmektedir. Tek oğlu olan Şemdin amcası fendi Ağa'nın damadıdır. Sürgücü Aşiretinin son yüz yıldaki en ünlü kişisi Hacı Ahmet Ağadır. 1872-1922 yılları arasında yaşayan Hacı Ahmet ağa zenginliği, otoriterliği ve çocuklarını Avrupa'ya tahsile göndermesi ile nam salmıştır.

İlk eşi Şerife  Hanım Savurlu Hacı Abdullah Beg ve Merariye  Hanımın kızıdır. İkinci hanımının adı ise Perdenişin'dir. Hacı Ahmet Ağa'yı kendi aşiretine mensup Reşo Kuri 1922 'de Mardin de öldürür. Ölüm nedeni ile ilgili farklı farklı sebepler anlatılmaktadır. Ancak ortak olarak anlatılan Hacı Ahmet Ağanın kızdığı Reşo kuri'yi çok ağır bir şekilde cezalandırdığı ve ceviz ağacına çıplak bağlayarak karıncalara terk ettiği, bu durumu onur meselesi yapan Reşo Kuri'nin de ağayı Mardin de çarşıda sıkıştırarak öldürdüğü şeklindedir. Olaydan sonra Musul'a kaçan Reşo Kuri'yi takip eden ağanın yakınları onu Musul'da öldürürler.

Mardinli bir katolik ermeni olan 1933 doğumlu Corc Uğurel ise olayı ayrıntıları ile anlatmaktadır. Hacı Ahmet ağa Awin'anın en güvendiği adamlarının başında  katibi süryani Usé Amasé gelmekteydi. hacı Ahmet Ağa il genel meclisi toplantıları için geldiği Mardin de Use Amasé'nin yakın akrabaları Hannal Kass'ın Mardindeki evlerinde kalıyordu.

Hacı Ahmet Ağa'nın Tablosu

Hacı Ahmet Ağa, Zinnar'da Meşkinilerin ve Daşilerin arasında yerleşik bir aileye mensup Ali Bezarê'ye bir olaydan dolayı hakaret edince Ali intikam almak için plan kurar. Hacı Ahmet Ağa'nın Hanna Kass'ın evinin hangi odasında yattığını tespit etmek için mahallenin kadınlarını evine gönderir. Kadınlar sohbet arasında Ağa'nın nerede yattığını öğrenerek Ali'ye bildirirler. 

Sokağa bakan bir odada karyolada yatan Ağa o gece her nedense kendi yatağına Hannal Kass'ı yatırır. kendisi de yanına yer yatağında yatar. Kapıda bekleyen dört muhafızın ikisi sırayla nöbet tuttamakta, ikisi ise uyumaktadır. Muhafızlardan ikisi Zonêli Halit ve Süleyman'dır. Ali Bazerê ve adamları yaz sıcağında açık duran pencereye iki merdiveni birbirine bağlayarak tırmanır ve gece karanlığında karyolada yatmakta olan Hannal Kass'ı Hacı Ahmet Ağa zannederek öldürürler. Bu suikasttan şans eseri kurtulan Ağa, Hanna'nın ailesine çok yüklü miktarda yardımda bulunur. 

Hacı Ahmed Ağa'nın Arap asıllı KÖMİRLİ ailesine mensup olan Mardin yöneticisi ile de arası açıktır. Kömirli'nin Reşö Kuri'ye elbise ve silah verildiği, Reşo'nun Hacı Ahmed Ağa'yı Mardin çarşısında Erdoba Konağı yakınında vurup kaçmasından sonra kurtulması için ona yardım ettiği, yaralanan ve yarası çok da ağır olmayan Hacı Ahmet Ağa'yı tedavi etmemeleri için Kömirli'nin doktora baskı yaptığı ve Ağa'nın ölümüne sebep olduğu halk arasında anlatılmaktadır.

Hacı Ahmed Ağa'nın yaralandığını duyan oğlu Kamil Bey beşyüz mavzerli adamıyla Mardin'e gelir, babasının ölmesi üzerine cenazeyi Mardin'den Avine'ye kadar Yaklaşık 60 km eller üzerinde taşıyarak köyüne götürür. 

Hacı Ahmed Ağa'nın ölümü nüfus kayıtlarında 1920 olarak gözükmektedir. Ancak torunları gerçek tarihin 1922 olduğunu, Hacı Ahmed Ağa'nın büyük oğlu Kamil Bey'in küçük kardeşleriyle ilgili miras davalarından dolayı, tarihi değiştirdiğini öne sürmektedir. Hacı Ahmed Ağa'nın kücük oğulları Selahattin ve Hilmi de 2. Dünya Savaşı yıllarında İsviçre'nin Davos Şehrinde Tahsil görmüşlerdir. 

SÜRGÜCÜ aşiretinin Şeyhleri EYDO köyünde yerleşik Şex Ramazan Ailesidir. Aile Kadiri ve Rıfai'dir. Xêx Ramazan'ın Seyyid olduğu ve Hakkari civarından önce Mardin SELAX köyüne oradan da Eydo'ya geldiği söylenmektedir. 

Kaynak: 

Altan Tan (Turabidinden Berriyé'ye S.282/287))

Diyarbakır Şerriye Sicillerinde SÜRGÜCÜLÜLER

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ / 316 (H.1176-1198/ M. 1763-1784)

497 [148‑2]  (Osmanlıcası ahydo 147)

Mardin kazasının Sürgücü nahiyesi subaşısı olan Avineli Hüseyin'in bazı aşiret eşkıyasıyla birlikte Karakeçili reayasından Şeyhanlı aşireti halkına tasallut edip hayvanlarını gasp ettiğinden ve Âmid'e gelen kervanın yolunu keserek mallarını zapt edip on üç kişiyi öldürdüğünden bir an önce yakalanarak Âmid'e gönderilmesi Aşîret‑i merkūme re‘âyâsının mezbûr Hüseyin ile olan da‘vâları Bağdad vâlîsi ve Mardin voyvodası ma‘rifetleriyle Mardin nâibi huzûrunda rü’yet ve icrâ‑yı hak ve keyfiyet i‘lâm olunmak ve de‘âvî‑i sâirede dahi hiç ferde gadr ve ibtâl‑i hak olunmamak üzere başka ve Mardin Mukāta‘ası'nın şürût‑ı serbestîsi te’kîdini hâvî başka başdefterdâr i‘lâmıyla iki kıt‘a emr‑i âlî yazılmışdır.

Evâil‑i Za. sene [1]180

Şerhde mastûr emr‑i âlî mûcebince merhûm Hüseyin'in müdde‘îleri li‑ec‑ li't‑terâfü‘ da‘vet‑i şer‘ olduklarında mürâfa‘adan ibâ vü imtinâ‘ etmeleriyle bu sûretde mezbûr huzûra vardıkda arz u mahzarından tasrîh ve arzına mü‑ btenî olduğunu nâtık Diyarbekir Vâlîsi Vezîr‑i mükerrem sa‘âdetlü Hüseyin Paşa hazretlerinin vârid olan mektûbu ve Mardin nâibinin i‘lâmının mefhûm‑ larıyla sadrıa‘zamım Enderûn ağalarına ta‘yîn olunan Mehmed Emin Ağa müdde‘îleri Mardin'e gelip mürâfa‘a olmaları için âdem gönderildikde "bizim da‘vâlarımız ( ) Mardin'de hakkāniyet üzere rü’yet olunmaz, ( ) cümlemize gadr ederler, mürâfa‘aya varmamızın kat‘ı nedir?" cevâbıyla "meclis‑i mürâ‑ fa‘aya gelmekden imt0+inâ‘ ederler" deyü takrîri bâ‑fermân‑ı âlî şerh verildi.

Fî gurreti R. sene [1]181

Diyarbekir vâlîsi vezîre ve Âmid kazâsı nâibine hüküm ki, Diyarbekir tevâbi‘inden Mardin kazâsına muzâfe ve medîne‑i Âmid'e sekiz sa‘ât mesâfe Sürgücü nâhiyesinde müddet‑i medîdeden beru subaşı olan Avi‑ neli Hüseyin demekle ma‘rûf kimesne hizmet‑i mezbûrede tûl‑i meksi hase‑ biyle miknet ü iktidâr birle ve gûnâgûn etvâr‑ı nâ‑marzıyeye mübâderet ve Millîli vesâir aşâir‑i Ekrâd eşkıyâsını nâhiye‑i mezbûra cem‘ ve etbâ‘ıyla it‑ tihâd ve bu esnâda Gılmânân‑ı Âmid Mukāta‘âtı'ndan Karakeçili re‘âyâsından Şeyhanlı aşîreti fukarâsına tasallut ve on bin re’s koyunların ve on üç kısrak ve yükleriyle elli yedi deve ve öküzlerin ve zehâir nakline me’mûr Tilgazi Arab‑ ları'nın ma‘a‑icmâl otuz iki merkeblerin ve hâric‑i sürüde vâki‘ lebenci tâi‑ fesinin yirmi sekiz katırların gāret ve civârda kâin Neşri? tâifesinden Âmid'e gelen kârbânın yolların kat‘ ve esliha ve yükleriyle yirmi üç merkeblerin gasb ve on üç nefer âdemlerin katl edip bu misillü şenâ‘ate cesâret eylediği sen ki vezîr‑i müşârunileyhsin, tarafına iştikâ olundukda emvâl‑i mağsûbenin red‑ di ve şakāvetden keff‑i yed eylemesi için tarafından gönderilen buyurulduya adem‑i itâ‘at ve izhâr‑ı şakāvet etmekle şakī‑i mezbûr Âmid'e ihzâr ve ih‑ kāk‑ı hak olunmak bâbında mübâşir ma‘rifetiyle emr‑i şerîfim ısdâr u irsâl olunmağın bu defa vârid olan mektûbunda ve mevlânâ‑yı mûmâileyhin i‘lâmı ve ahâlînin mahzarlarında tahrîr u istid‘â olunduğu üzere istid‘ân mûcebince amel olunmak fermânım olmağın imdi müfsid‑i mezbûru Âmid'e ihzâr u ta‘yîn olunan mübâşir ma‘rifetiyle da‘vâ‑yı hak ve ta‘yîn‑i mâdde eden husamâsıyla ferden ferdâ terâfü‘‑i şer‘ ve ba‘de's‑sübûti'ş‑şer‘î icrâ‑yı hakka ihtimâm ve mugāyir‑i şer‘‑i enver vaz‘ u hareketden ihtirâz u ictinâb eylemeniz bâbında fermân‑ı âlîşânım sâdır olmuşdur.

Fî evâsıtı B. sene 1180

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 316 | Hüküm no: 497 | Orijinal metin no: [148-2]
Milli Kütüphane Orijinal No:

 

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ / 618 (Osmanlıcası dqzpo125b)

395 [126a‑1]

Alipaşa Camii mahallesi halkından olup Sürgücü toprağında öldürülen Kejci Hacı Mehmed b. Molla Eyüb'ün taksim edilen terekesi Bâdî‑i tastîr‑i defter‑i kassâm oldur ki, Medîne‑i Âmid mahallâtından Alipaşa Camii mahallesi sâkinlerinden iken bundan akdem Sürgücü toprağında katîlen fevt olan Kejci Hacı Mehmed b. Mollâ Eyüb'ün verâseti zevcesi Râhile bt. Mustafa ile kebîr oğlu gāib ani'l‑be‑ led Ali ve sagīr oğulları Salih ve Hüseyin ve Eyüb ve sagīretân kızları Zeyneb ve Âişe'ye inhisârı tahakkukundan sonra sagīrûn ve sagīretânın vâlideleri olup kıbel‑i şer‘den mansûb vasîleri mezbûre Râhile Hâtûn ma‘rifeti ve ma‘rifet‑i şer‘le tereke‑i müteveffâ‑yı merkūm ketb u tahrîr ve bi'l‑müzâyede bey‘ ve fürûht olunup ba‘de ihrâci'l‑masârıf ve'd‑düyûn ve'l‑vasiye sahhu'l‑bâkī bey‑ ne'l‑verese tevzî‘ ve taksîm olunan muhallefât defteridir ki ber‑vech‑i âtî zikr u beyân olunur.

Osmanlı Arşivi No: 3707 | cilt: 014sayfa: 618 | Hüküm no: 395 | Orijinal metin no: [126a-1]
Milli Kütüphane Orijinal No: Diyarbakır; 308

ÂMİD MAHKEMESİ / 69 (Osmanlıcası atifo19b) (H.1145/1732),

[20a-2]

Kızılmescitli köyü halkından Ömer, Osman ve Davud kardeşlerin, Camiunnebi mahallesi halkından olup Musul'da vefat eden Sürgücüzade olarak bilinen Seyyid Mustafa b. Osman'ın amcazâdeleri ve vârisleri oldukları Ammîzâdelik Medîne-i Âmid muzâfatından Sürgücü aşîretinden olup Kızılmescid nâm karye ahâlîsinden ber-vech-i muharrer ammîzâdelik iddi‘â eden işbu bâ‘iseyi'l-kitâb Ömer ve Osman ibney Mehmed b. Mustafa b. Mehmed asâleten ve âhar karındâşları gāib ani'lbeled Davud nâm kimesne[ye] bâ-hüccet-i şer‘iyye kayyum nasb olunan mezbûr Osman meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü't-tevkīrde medîne-i mezbûre mahallâtından Camiunnebi mahallesi ahâlîsinden olup bundan akdem mahmiyye-i Musul'da bi'l-müsâfere sâkin iken fevt olan Sürgücüzâde demekle ma‘rûf es-Seyyid Mustafa Efendi b. Ahmed b. Osman nâm müteveffânın vâlidesi olup terekesine bi'l-verâse vâzı‘atü'l-yed olan Havva bt. Seyyid Hasan nâm hâtûn mahzarında her biri bi'l-asâle ve bi'l-vekâle üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip bizler müteveffâ-yı mezbûr es-Seyyid Mustafa'nın ammîzâdesi olup bizim babamız Mehmed'in babası Mustafa müteveffâ-yı mezbûr Seyyid Mustafa'nın babası Ahmed'in babası Osman ile li-ebeveyn karındâşlar olup babaları ve dedeleri ismi Şefkat ve anaları ismi Hüzme ve maskat-ı re’sleri mahalle-i mezbûrdan olup müteveffâyı mezbûrun ber-vech-i muharrer verâseti bizlere ve vâlidesi mezbûreye münhasıra olup bizlerden gayrı vârisi yoğiken hâlā tereke-i müteveffâ-yı mezbûreden bizlere âid olan sülüsân hissemizi mezbûre Havva Hâtûn'dan taleb eylediğimde teslîmden imtinâ‘ eder, suâl olunup alıverilmesi bi'l-asâle ve bi'l-vekâle matlûbumuzdur dediklerinde gıbbe'ssuâl mezbûre Havva Hâtûn cevâbında oğlu müteveffâ-yı mezbûrun terekesine bi'l-verâse vâzı‘u'l-yed olup müdde‘iyân-ı mezbûrân ile gāib-i mezbûr Davud dahi oğlu müteveffâyı mezbûrun ber-vech-i muharrer ammîzâdeleri olduğunu bi-tav‘ihi ikrâr ve i‘tirâf eyledikden sonra müdde‘iyân-ı mezbûrân Ömer ve Osman ve karındâşları gāib ani'l-beled Davud'un babaları mezbûr Mehmed'in babası mezbûr Mustafa ile dedeleri ismi Şefkat ve anaları ismi Hüzme ve maskat-ı re’sleri mezbûr Kızılmescid karyesi olup müdde‘iyân-ı mezbûrân Ömer ve Osman müdde‘iyân-ı mezbûr Davud müteveffâ-yı mezbûrun min ciheti'l-usûbeti'n-nesebiye vârisleri olduğunu Harabköy nâm karyeden Şeyhmus b. Ramazan ve mezkûr Kızılmescid karyesinden İbrahim b. Osman nâm kimesneler dahi haber vermeğin mûcebiyle ba‘de't-tenbîh mâ vaka‘a bi't-taleb ketb olundu.

Fi'l-yevmi's-sânî ve'l-ışrîn min şehri Ramazâni'l-mübarek li-sene hamse ve erba‘în ve mi’e ve elf Şuhûdü'l-hâl: Davud b. Halil, Hasan Ağa b. Emin Ağa, Ali b. Hamza, Davud b. Şeref, Hasan b. Abdullah, Seyyid Ömer b. Mustafa, Seyyid Abdurrahman Efendi tâbi‘-i Şeyh Ahmed Çelebi, Ebubekir b. Osman, Hasan b. Ali ve gayruhum.

Osmanlı Arşivi No: 3709 | cilt: 002sayfa: 69 | Hüküm no: 88 Orijinal metin no: [20a-2]
Milli Kütüphane Orijinal No: Diyarbakır; 310

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ / 520 (Osmanlıcası ahyro199) (H. 1155-1167 / M. 1742-1754) 

898 [200‑4]

Mardin'in Sürgücü nahiyesine bağlı Beteryan köyünde sa‑ hip olduğu emlâk ve arazinin vergisini köy halkı ile birlikte ödeyen Mardin kalesi azeplerinden Arap İsmail'den idarecilerin kanunsuz vergi talebinde bulunmamaları Mardin kadısına hüküm ki, Mardin kal‘ası azebân neferâtından İsmail nâm Arab Südde‑i sa‘âdet'ime arzuhâl edip bu kimesnenin defterde mukayyed ra‘iyyet ve ra‘iyyeti oğullarından olmayıp ve kazâ‑i mezbûr muzâfâtından Sürgücü nâhiyesine tâbi‘ Beteryan nâm karye toprağında emlâk ü arâzîye mutasarrıf olmağla arâzîleriyle hâsıl eylediği terekesinden a‘şâr ve rüsûmu kanun ve defter mûcebince sâhib‑i arza ve avârız ve hazeriye vesâir emr‑i şerîfimle tekâlîfden dahi tahammülüne göre hissesine isâbet edeni karye‑i mezbûre ahâlîsiyle ma‘an cem‘e me‘mûra bilâ‑kusûr edâ edip hilâf‑ı kanun ve defter ziyâde rencîde vü remîde olunmak îcâb etmez iken ehl‑i örf tâifesi taraflarından bilâ‑emri şerîf tekâlîf‑i şâkka mutâlebesi vesâir bida‘ u mezâlim tarh u tahmîli ile ve karye‑i mezbûre zâbiti tarafından dahi hilâf‑ı kanun ve defter rüsûm‑ı ra‘iyyet talebi ile rencîde vü remîde olunduğun bildirip mahallinde şer‘le görülüp hilâf‑ı şer‘‑i şerîf ve bilâ‑emri münîf tekâlîf‑i şâkka talebi vesâir bida‘ u mezâlim tarh u tahmîli ile ehl‑i örf tâifesi taraflarından ve hilâf‑ı kanun ve defter rüsûm‑ı ra‘iyyet mutâlebesiyle karye‑i mezbûre zâbiti tarafından rencîde vü remîde etdirilmeyip zâhir olan ta‘addîleri men‘ u def‘ olunmak bâbında hükm‑i hümâyûnum ricâ eylediği ecilden kanun ve defter mûcebince amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâhiri S. sene 1164

Osmanlı Arşivi No: AHK01 | cilt: a01sayfa: 520 | Hüküm no: 898 | Orijinal metin no: [200-4]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİYARBEKİR AHKÂM DEFTERLERİ /517 – 518 (Osmanlıcası ahyao243)

(H. 1167-1176 / M. 1754-1763)

820 [243‑1]

Diyarbakır'ın Kûh‑ı Mardin nahiyesi dahilinde olan Ma‑ karr‑ı Ali mezraası müstakil köy olmayıp Sürgücü aşireti beyi timârı olan Berdeniç köyü arazisi içinde olduğundan Pepe Beşir'in malikâ‑ ne kaydının silinerek Mehmed v. Mustafa'nın tasarrufuna verilmesi Defterhâne‑i âmire'ye ve Başmuhâsebe'ye ilmühaber kāimeleri verilmişdir. Diyarbekir vâlîsine, Mardin ve ( ) kadılarına hüküm ki, Âmid sancağında Kûh‑ı Mardin nâhiyesinde Ayn nâm karye ve gayrıdan üç bin akçe mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa ‑zîde kadruhû‑ Âmid kazâsında meclis‑i şer‘e varıp yine nâhiye‑i mezbûra tâbi‘ karye‑i Berdeniç sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe yazı ile ve mezra‘a‑i Füruhiye Berdeniç ahâlîsi zirâ‘at eder deyü defter‑i mufassalda bin altı yüz altmış yedi akçe yazı ve defter‑i icmâlde karye‑i Füruhiye deyü yine yazı‑yı mezkûresiyle tahrîr ve müşterekleriyle kayıd ve berâtına dâhil olduğu ve Defter‑i hâkānî'de mukayyed olmağla zikr olunan Berdeniç karyesi ahâlîlerinin zirâ‘at eyledikleri Füruhiye mezra‘asına beyne'l‑ahâlî Makarr‑ı Ali tesmiye olunup mezra‘a‑i mezbûrede hâsıl olan mahsûlât kadîmden beru müşterekleriyle ma‘an taraflarından ta‘şîr olunagelmiş iken bundan akdem Pepe Beşir nâm kimesne Âsitâne‑i sa‘âdet'imde bulunmağla zikr olunan Makarr‑ı Ali "âhar karye olup kimesnenin kayıd ve berâtına dâhil değildir" deyü hilâf‑ı inhâ bir takrîb ile üzerine berât etdirdip gadr eylediği mukaddemâ der‑i devlet‑medâra arzuhâl ve mahzar birle inhâ olundukda hakīkat‑i hâl mahallinden ba‘de'l‑isti‘lâm merkūm Beşir'in berât kaydı mahallinden ref‘ u terkīn ve mezra‘a‑i mezbûre ke'l‑evvel taraflarından zabt olunmak üzere emr‑i âlîşân sâdır olmuş iken merkūm mezra‘a‑i mezbûreyi bu hilâlde yine kendüye mâlikâne berât etdirdip gadr etmekle hakīkat‑i keyfiyet huzûr‑ı şer‘de erbâb‑ı vukūfdan suâl olundukda zikr olunan Makarr‑ı Ali müstakil karye olmayıp Füruhiye toprağı olmak üzere zirâ‘at olunup ve hâsılâtı merkūm Mehmed Bey ile müşterekleri taraflarından ta‘şîr olunageldiği tevâtüren ihbâr ve hüccet olunmağla muktezâ‑yı ihbârları üzere mezra‘a‑i mezbûre kemâ fi'l‑evvel taraflarından zabt olunmasını mîr‑i merkūm istid‘â vü istirhâm eylediğini hâvî Âmid Nâibi el‑Hâc Ebubekir'in ‑zîde ilmuhû‑ verdiği i‘lâm ile erbâb‑ı vukūfun ber‑vech‑i muharrer ihbârlarını nâtık hücceti ibrâz ve "Diyarbekir sınırında karye‑i Yassıca ve Mardin sınırında Karaçanakçı mâbeyninde mezra‘a‑i Makarr‑ı Ali bir kimesnenin kayıd ve berâtına dâhil olmayıp hâric ez‑defterdir" deyü altmış üç senesinde üç bin akçe mâl ile müceddeden maktû‘ kayıd ve yetmiş senesinde iki bin akçe dahi zam olunup hâlâ senevîsi beş bin akçe mâl ve otuz guruş mu‘accele ile Beşir Ağa demekle ma‘rûf kimesnenin mâlikâne uhdesinde olduğu Başmuhâsebe'den ihrâc ve Defterhâne‑i âmire'mde mahfûz Rûznâmçe‑i hümâyûn ve defter‑i icmâl ve mufassala mürâca‘at olundukda Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ cemâ‘at‑i aşîret‑i Sürgücü ve tahtında kırk sekiz nefer re‘âyâ ile karye‑i Berdeniç ve hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve resm‑i tapu ve deştbânî ve bâd‑ı hevâ yekûn ma‘a‑gayrıhî sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe ve yine mezra‘a‑i Füruhiye Berdeniç ahâlîsi zirâ‘at eder hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta yekûn ma‘a‑gayrıhî bin altı yüz altmış yedi akçe yazılarıyla defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle başka başka tahrîr ve defter‑i icmâlde yine Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ Ayn nâm karye ve gayrıhî ile birikdirilip elli yedi bin üç yüz elli yedi akçe ber‑vech‑i iltizâm altmış sekiz bin elli yedi akçe minhâ hisse‑i Velican mîr‑i aşîret‑i Sürgücü iki bin ber‑vech‑i iltizâm üç bin akçe ve hisse‑i Mehmed veledeş bin beş yüz akçe ve hisse‑i Mirzâ Ali dört bin akçe ve hisse‑i Berekât bin beş yüz akçe ve hisse‑i Bekir Ali b. Musa bin beş yüz akçe ve hisse‑i Emir üç bin akçe ve hisse‑i Musa iki bin akçe başka başka icmâl ve yekûn on beş bin yedi yüz akçe el‑bâkī hisse‑i Hâss‑ı hümâyûn ile iki bin üç yüz elli yedi akçe sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'ye edâ etmek üzere tevcîh olunmuşdur deyü tahrîr ve yine defter‑i icmâlde mukāta‘a‑i mahsûlât ve rüsûmât ve bâd‑ı hevâ cemâ‘at‑i Sürgücü derʻuhde‑i Velican ve yazı‑yı mezbûrdan el‑bâkī hisse‑i Hâss‑ı hümâyûn olan yazı‑yı mezbûr dahi Havâss‑ı hümâyûn mülhakātından olmak üzere tahrîr ve üç bin akçe mîr‑i aşîret icmâli Mehmed v. Mustafa ve bin beş yüz akçe icmâl Veli ve dört bin akçe Ahmed ve bin beş yüz akçe icmâl Abdünnebi v. Osman ve bin beş yüz akçe icmâl Hüseyin ve üç bin akçe icmâl Kemal v. Ebubekir ve iki bin akçe icmâl Ali'nin hisse‑i Hâss‑ı hümâyûn olan meblağ‑ı merkūmu sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'ye edâ etmek üzere tevcîh olunmuşdur deyü başka başka berat ile üzerlerinde olmağla bu takdîrce ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî karye‑i Berdeniç ve mezra‘a‑i Füruhiye'nin mümtâz u mu‘ayyen hudûdu dâhilinde olan arâzînin a‘şâr ve rüsûmât‑ı mezbûreleri kadîmîsi üzere Hâss‑ı hümâyûn'a âid olan meblağı edâ eylediklerinden sonra mîr‑i aşîret timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa ile hissedârları merkūmûn tarafından kadîmîsi üzere zabtı iktizâ edip ve mâlikâne olmak üzere ihrâc olunan Makarr‑ı Ali der‑mâbeyn‑i Çanakçı mezra‘asının Defter‑i hâkānî'de tahrîri bulunmamışdır deyü iftihârü'l‑emâcid ve'l‑ekârim bilfi‘l defter emîni olan Numan ‑dâme mecduhû‑ arz ve münâza‘un fîhâ olan arâzî sâlifü'z‑zikr karye‑i Berdeniç ve mezra‘a‑i Füruhiye'nin mümtâz u mu‘ayyen hudûdu dâhilinde kadîmden öşr ü resmi mîr‑i aşîret timârı ve hissedârları taraflarından alınagelen yerlerden bulunduğu hasımları muvâcehesinde şer‘an sâbit ve hüccet ve arz u i‘lâm olunup hâric ez‑defter olmadığı sûretde defter emîni mûmâileyhin arzı ve verilen hüccet‑i şer‘iyye mûcebince kadîmîsi üzere mîr‑i aşîret timârı mutasarrıfı ve hissedârları taraflarından zabt ve öşr ü resmi ahz u kabz etdirilmek muktezâ‑yı kanun bulunduğu dahi Dîvân‑ı hümâyûn'um kaleminden tahrîr olunmağla mahallinde ma‘rifet‑i şer‘le görülüp kanun üzere münâza‘un fîhâ olan Makarr‑ı Ali mezra‘ası hâric ez‑defter olmadığı sûretde defter emîni mûmâileyhin arzı ve verilen hüccet‑i şer‘iyye mûcebince kadîmîsi üzere mîr‑i aşîret timârı mutasarrıfı ve hissedârları taraflarından zabt ve öşr ü resmi ahz u kabz etdirilmek üzere Dîvân‑ı hümâyûn'um tarafından emr‑i şerîfim tahrîri bâbında iftihârü'l‑ümerâ ve'l‑ekâbir bilfi‘l başdefterdârım olan el‑Hâc Abdi ‑dâme uluvvuhû‑ i‘lâm etmeğin mûmâileyhin i‘lâmı mûcebince amel olunmak için emr‑i şerîf yazılmışdır.

 Fî evâili Za. sene 1174

Osmanlı Arşivi No: AHK02 | cilt: a02sayfa: 517 | Hüküm no: 820 | Orijinal metin no: [243-1]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİYARBEKİR AHKÂM DEFTERLERİ /53 (Osmanlıcası ahydo023) (H.1176-1198/ M. 1763-1784)

75 [023‑4]

Mardin ahalisinden Sürgücü Beyi Esir Ömer, Mardinli Mollazade Muharrem Beyoğlu vb. kişilerin emirleriyle paralarını ödeyip beratlarını çıkaran el‑Hâc Abdullah'ın masraflarının ilgililerden tahsil edilmesi Âmid monlâsına ve Mardin kadısına hüküm ki, El‑Hâc Abdullah ‑zîde kadruhû‑ gelip taht‑ı kazânızda sâkin Sürgücü beyi ve Esir Ömer ve Mardinli Monlâzâde Muharrem Beyoğlu ve Seyyid Züfer'in ka‑ rındâşı Seyyid Mehmed ve Köprü Ağası Mustafa Ağa ve Ebubekir Ağa de‑ mekle ma‘rûf kimesneler "bizim umûrumuzu rü’yet eyle, her ne mikdâr akçe masrûfun olur ise biz sana edâ ederiz" deyü buna emr etmeleriyle bu dahi bi‑şarti'r‑rücû‘ emirlerine binâen bin yüz yetmiş ( ) senesinden beru mezkûr Sürgücü Beyi Mehmed'in iki kıt‘a timâr berâtına seksen dört ve mezkûr Esir Ömer'in bî‑zebân timârının berâtına kırk dört ve Monlâzâde Muharrem'in oğ‑ lunun timârının berâtına kırk ve Seyyid Züfer'in karındâşı Seyyid Mehmed ve Mustafa'nın timârları berâtlarına yirmi dört ve mezkûr Ebubekir'in Harsini mâlikânesinin nısf hissesi berâtına yirmi beş guruş ki min haysü'l‑mecmû‘ iki yüz on yedi guruş harc u sarf edip masrûfu olan meblağ‑ı mezbûru mezkûrlar‑ dan taleb eyledikde dürlü illet ü bahâne ile hilâf‑ı şer‘‑i şerîf vermekde ta‘al‑ lül ü muhâlefet ve ibtâl‑i hak sevdâsında oldukların ve bu bâbda da‘vâsına muvâfık şeyhülislâmdan fetvâ‑yı şerîfe verildiğin ve tarafından Ahmed Ağa demekle ma‘rûf kimesneyi vekîl eylediğin bildirip fetvâ‑yı şerîfe mûcebince şer‘le görülüp bi‑şarti'r‑rücû‘ emirlerine binâen masrûfu olan meblağ‑ı mez‑ bûr tahsîl ve bî‑kusûr tarafından vekîli mezkûra alıverilip hilâf‑ı şer‘‑i şerîf ta‘allül ü nizâ‘ etdirilmeyip ber‑mûceb‑i fetvâ‑yı şerîfe icrâ‑yı şer‘ ve ihkāk‑ı hak olunmak bâbında hükm‑i hümâyûnum ricâ etmeğin mahallinde şer‘le gö‑ rülmek için yazılmışdır.

Fî evâhiri Ra. sene 1177

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 53 | Hüküm no: 75 | Orijinal metin no: [023-4]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /102 (Osmanlıcası ahydo045) 

(H.1176-1198/ M. 1763-1784)

150 [046‑2]

Diyarbakır'da Kiki aşiretinden el‑Hâc Hasan ve diğer köylülerin mallarını gasp edip bir kısım ahaliyi öldüren Sürgücü aşiretinden Hacı Hasan ve adamlarının yakalanarak haklarında hukukî muamele yapılması Ber‑mûceb‑i emr‑i şerîf vâki‘ olduklarında mukaddemâ Kiki aşîreti ahâlîsiyle Sürgücü aşîreti ahâlîsi beynlerinde vukū‘ olan muhârebe vü mukātele esnâsında müdde‘î‑i mezbûr el‑Hâc Hasan'ın oğlu Şeyh Musa kurşun ile darb ve katl olunup mezbûr Hacı Hasan'ın üzerinde şer‘an bir nesne sâbit olmayıp bundan akdem ma‘rifet‑i şer‘le aşîreteyn‑i mezbûreteyn ahâlîsi beynleri musâlaha vü musâfât ve hüccet‑i şer‘iyye olunduğunu nâtık Âmid nâibinin vürûd eden arzının ve Diyarbekir vâlîsinin mektûbunun mazmûnları bâ‑fermân‑ı âlî şerh verildi.

Fî 27 S. sene [1]178

Bağdad vâlîsine ve Diyarbekir vâlîsine ve Bağdad ve Âmid kadılarına ‑zîdet fezâiluhumâ‑ ( ) ve ( ) ve ( ) kadılarına hüküm ki, Eyâlet‑i Diyarbekir'de Kiki aşîretinden el‑Hâc Hasan nâm kimesne ile yine aşî‑ ret‑i mezbûreden ma‘lûmü'l‑esâmî kimesneler gelip Aktepe karyesi sâkinlerin‑ den iken eyâlet‑i Bağdad'da vâki‘ Sürgücü aşîretinden olup Ululu? nâm karye sâkinlerinden şakāvet ile ma‘rûf Hacı Hasan nâm kimesne hevâsına tâbi‘ iki bin nefer mikdârı tüfenkçi ve dört yüz süvâri ile bin yüz yetmiş ( ) senesinde bun‑ ların dört aded karyeleri üzerlerine gelip ahâlîlerinin emvâl ü eşyâların gasb u gāret eylediklerinden mâ‘adâ merkūm el‑Hâc Hasan'ın oğlu Şeyh Musa ile on dört nefer kimesneleri dahi bi‑gayrı hakkın katl ve nice harekât‑ı nâ‑marziyeye cesâret ve bu takrîb ile perîşânlıklarına bâdî olduğun bildirip merkūm Hacı Hasan sen ki Bağdad vâlîsi vezîr‑i müşârunileyhsin, ma‘rifetinle dîvân‑ı Bağ‑ dad'da ihzâr ve terâfü‘‑i şer‘ ve ihkāk‑ı hak olunmasını istid‘â ve Diyarbekir Voyvodalığı'na tâbi‘ Aşîret‑i Sürgücü Mukāta‘ası senevî beş yüz on iki buçuk guruş mâl ile Mehmed ve Seyyid Mustafa ve Hacı Mustafa ve Abdurrahman ve İbrahim ve Abid nâm kimesnelerin mâlikâne uhdelerinde olduğu Başmuhâ‑ sebe'den ihrâc olunmağla bu sûretde merkūm Hasan her kangı eyâlet dâhilinde bulunur ise ol eyâletin vâlîsi ma‘rifetiyle huzûr‑ı şer‘e ihzâr ve husamâsıyla le‑ de't‑terâfü‘ ihkāk‑ı hak olunmak üzere emr‑i şerîf tahrîri iktizâ eylediğin bilfi‘l başdefterdârım olan Mehmed Emin ‑dâme uluvvuhû‑ i‘lâm etmeğin i‘lâmı mû‑ cebince amel olunmak fermânım olmağın imdi sen ki vezîr‑i müşârunileyhsin, merkūm Hacı Hasan dâhil‑i eyâletinde bulunur ise ma‘rifetin ve ta‘yîn olunan mübâşir ma‘rifetiyle huzûr‑ı şer‘e ihzâr ve da‘vâ‑yı hak ve ta‘yîn‑i mâdde eden husamâsıyla ferden ferdâ mürâfa‘a‑i şer‘ ve mezbûrun hilâf‑ı şer‘‑i şerîf gasb u gāret eylediği emvâl ü eşyâları her ne ise ba‘de's‑sübûti hükm tamâmen tahsîl ve mübâşir ma‘rifetiyle ashâb‑ı hukūka ba‘de'l‑istirdâd ve mâdde‑i katl sâbit olur ise şeyhülislâmdan fetvâ‑yı şerîf mûcebince ber‑muktezâ‑yı şer‘‑i mutah‑ har icrâ‑yı şer‘ ve ihkāk‑ı hak olunmak için emr‑i şerîf yazılmışdır. Bir sûreti Diyarbekir vâlîsine ve Âmid monlâsına ve ( ) kadılarına ber‑vech‑i meşrûh.

Fî evâhiri L. sene [1]177

151 [046‑3]

Diyarbakır'da Kiki aşiretinden el‑Hâc Hasan'ın ve bazı köylülerin mallarını gasp edip bir kısım ahaliyi öldüren Mardin'deki Sürgücü aşiretinden Hacı Hasan ve adamlarının yakalanarak haklarında kanunî muamele icrası Mardin kazâsı nâibine ve Mardin Hâssı voyvodasına hüküm ki, Ekinci Kiki aşîretinden Âmid kazâsı muzâfâtından Göksu nâhiyesine tâbi‘ Ak‑ tepe nâm karye sâkinlerinden Ahyarlı? Hacı Hasan gelip Mardin kazâsında Sürgücü aşîretinden Ululu? nâm karye sâkinlerinden Hacı Hasan nâm kimesne kendi aşâyirinden iki bin tüfenkçi ve üç‑dört yüz süvâriyle bunun sâkin olduğu karyesi üzerine gelip bin yüz yetmiş ( ) senesinde dört pâre kurânın devâbb u mevâşî vesâir emvâl ü eşyâların gasb u gāret ve bundan ma‘adâ bunun oğlu Şeyh Musa ile on dört nefer kimesneleri hilâf‑ı şer‘‑i şerîf darb ve katl edip ve aşâyir beyninde nisvân tâifesine ta‘arruz olunduğu yoğiken merkūm Hacı Hasan ma‘iyyetinde olan süvâri ve piyâde ile iyâl ü evlâdlarına ta‘arruz ve hetk‑i ırz eylediklerin ve bu bâbda fetvâ‑yı şerîfesi olduğun bildirip sen ki voyvoda‑yı mûmâileyhsin, ma‘rifetinle şer‘le görülüp ber‑mûceb‑i fetvâ‑yı şerîf ihkāk‑ı hak olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ etmeğin sen ki Mardin voyvodası mûmâileyhsin, ma‘rifetinle mahallinde şer‘le görülüp ihkāk‑ı hak olunmak için yazılmışdır.

Fî evâsıtı L. sene [1]177

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 102 | Hüküm no: 150 | Orijinal metin no: [046-2]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /308 (Osmanlıcası ahydo143)

484 [144‑2]

Âmid kazası ahalisinden Karakeçili Şeyhanlı oymağı aşireti ahalisinin hayvan, mal ve eşyalarını gasp eden Mardin nahiyesi hal‑ kından Sürgücü Hasan Ağa ve maiyetindekilerden el koyduklarının alınarak sahiplerine geri verilmesi Derya [Diyarbekir] vâlîsine, Mardin ve Âmid kazâlar[ı] nâiblerine hüküm ki, Âmid kazâsı sükkânından Karakeçili Şeyhanlı oymağı aşîreti ahâlîsi Südde‑i sa‘âdet'ime arzuhâl edip bunlar kendi hâllerinde olup hilâf‑ı şer‘‑i şerîf kimes‑ neye vaz‘ u ta‘addîleri yoğiken Mardin nâhiyesi sâkinlerinden Sürgücü Hasan Ağa demekle ma‘rûf kimesne hevâsına tâbi‘ Ekrâd tâifesiyle bin yüz yetmiş dokuz senesinde üzerlerine hücûm ve hilâf‑ı şer‘‑i şerîf ve bi‑gayrı hakkın ko‑ yun ve yüklü deve ve yüklü öküz ve at vesâir emvâl ü eşyâlarını nehb ü gāret edip ziyâde gadr ve zulm‑i sarîh eyledikde ve mezkûr hâlâ taht‑ı hükûmet ve kazânızda mürûr u ubûr üzere olduğun bildirip bulunduğu mahalde şer‘le gö‑ rülüp alıverilip icrâ‑yı şer‘ ve ihkāk‑ı hak olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ eyledikleri ecilden mahallinde şer‘le görülmek [için] emrim yazılmışdır.

Evâsıt‑ı C. sene 118[0]

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 308 | Hüküm no: 484 | Orijinal metin no: [144-2]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /316 (Osmanlıcası ahydo147)

497 [148‑2] Mardin kazasının Sürgücü nahiyesi subaşısı olan Avineli Hüseyin'in bazı aşiret eşkıyasıyla birlikte Karakeçili reayasından Şeyhanlı aşireti halkına tasallut edip hayvanlarını gasp ettiğinden ve Âmid'e gelen kervanın yolunu keserek mallarını zapt edip on üç kişiyi öldürdüğünden bir an önce yakalanarak Âmid'e gönderilmesi Aşîret‑i merkūme re‘âyâsının mezbûr Hüseyin ile olan da‘vâları Bağdad vâlîsi ve Mardin voyvodası ma‘rifetleriyle Mardin nâibi huzûrunda rü’yet ve icrâ‑yı hak ve keyfiyet i‘lâm olunmak ve de‘âvî‑i sâirede dahi hiç ferde gadr ve ibtâl‑i hak olunmamak üzere başka ve Mardin Mukāta‘ası'nın şürût‑ı serbestîsi te’kîdini hâvî başka başdefterdâr i‘lâmıyla iki kıt‘a emr‑i âlî yazılmışdır. Evâil‑i Za. sene [1]180 Şerhde mastûr emr‑i âlî mûcebince merhûm Hüseyin'in müdde‘îleri li‑ec‑ li't‑terâfü‘ da‘vet‑i şer‘ olduklarında mürâfa‘adan ibâ vü imtinâ‘ etmeleriyle bu sûretde mezbûr huzûra vardıkda arz u mahzarından tasrîh ve arzına mü‑ btenî olduğunu nâtık Diyarbekir Vâlîsi Vezîr‑i mükerrem sa‘âdetlü Hüseyin Paşa hazretlerinin vârid olan mektûbu ve Mardin nâibinin i‘lâmının mefhûm‑ larıyla sadrıa‘zamım Enderûn ağalarına ta‘yîn olunan Mehmed Emin Ağa müdde‘îleri Mardin'e gelip mürâfa‘a olmaları için âdem gönderildikde "bizim da‘vâlarımız ( ) Mardin'de hakkāniyet üzere rü’yet olunmaz, ( ) cümlemize gadr ederler, mürâfa‘aya varmamızın kat‘ı nedir?" cevâbıyla "meclis‑i mürâ‑ fa‘aya gelmekden imtinâ‘ ederler" deyü takrîri bâ‑fermân‑ı âlî şerh verildi.

Fî gurreti R. sene [1]181

Diyarbekir vâlîsi vezîre ve Âmid kazâsı nâibine hüküm ki, Diyarbekir tevâbi‘inden Mardin kazâsına muzâfe ve medîne‑i Âmid'e sekiz sa‘ât mesâfe Sürgücü nâhiyesinde müddet‑i medîdeden beru subaşı olan Avi‑ neli Hüseyin demekle ma‘rûf kimesne hizmet‑i mezbûrede tûl‑i meksi hase‑ biyle miknet ü iktidâr birle ve gûnâgûn etvâr‑ı nâ‑marzıyeye mübâderet ve Millîli vesâir aşâir‑i Ekrâd eşkıyâsını nâhiye‑i mezbûra cem‘ ve etbâ‘ıyla it‑ tihâd ve bu esnâda Gılmânân‑ı Âmid Mukāta‘âtı'ndan Karakeçili re‘âyâsından Şeyhanlı aşîreti fukarâsına tasallut ve on bin re’s koyunların ve on üç kısrak ve yükleriyle elli yedi deve ve öküzlerin ve zehâir nakline me’mûr Tilgazi Arab‑ ları'nın ma‘a‑icmâl otuz iki merkeblerin ve hâric‑i sürüde vâki‘ lebenci tâi‑ fesinin yirmi sekiz katırların gāret ve civârda kâin Neşri? tâifesinden Âmid'e gelen kârbânın yolların kat‘ ve esliha ve yükleriyle yirmi üç merkeblerin gasb ve on üç nefer âdemlerin katl edip bu misillü şenâ‘ate cesâret eylediği sen ki vezîr‑i müşârunileyhsin, tarafına iştikâ olundukda emvâl‑i mağsûbenin red‑ di ve şakāvetden keff‑i yed eylemesi için tarafından gönderilen buyurulduya adem‑i itâ‘at ve izhâr‑ı şakāvet etmekle şakī‑i mezbûr Âmid'e ihzâr ve ih‑ kāk‑ı hak olunmak bâbında mübâşir ma‘rifetiyle emr‑i şerîfim ısdâr u irsâl olunmağın bu defa vârid olan mektûbunda ve mevlânâ‑yı mûmâileyhin i‘lâmı ve ahâlînin mahzarlarında tahrîr u istid‘â olunduğu üzere istid‘ân mûcebince amel olunmak fermânım olmağın imdi müfsid‑i mezbûru Âmid'e ihzâr u ta‘yîn olunan mübâşir ma‘rifetiyle da‘vâ‑yı hak ve ta‘yîn‑i mâdde eden husamâsıyla ferden ferdâ terâfü‘‑i şer‘ ve ba‘de's‑sübûti'ş‑şer‘î icrâ‑yı hakka ihtimâm ve mugāyir‑i şer‘‑i enver vaz‘ u hareketden ihtirâz u ictinâb eylemeniz bâbında fermân‑ı âlîşânım sâdır olmuşdur.

Fî evâsıtı B. sene 1180

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 316 | Hüküm no: 497 | Orijinal metin no: [148-2]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /402 (Osmanlıcası ahydo189)
643

643 [189‑1] Âmid sancağının Mardin kazasına bağlı Dinabi nahiyesine bağlı Haşrı? köyü timâr mutasarrıfı Mehmed'e Ayn köyü ve gayrıdan Sürgücü aşireti beyi timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa'nın müdahale etmemesi Diyarbekir vâlîsine ve Mardin kadısına hüküm ki, Mehmed ‑zîde kadruhû‑ arzuhâl edip Havâss‑ı hümâyûn'umdan ber‑vech‑i mâlikâne bâ‑berât‑ı âlîşân uhdesinde olan Âmid sancağında Mardin kazâsı muzâfâtından Dinabi nâhiyesine tâbi‘ dokuz bin üç yüz altmış dokuz akçe yazar Haşrı? nâm karye defter‑i icmâlde yine nâhiye‑i mezbûra tâbi‘ Karael‑ ma nâm karye ve gayrıhî ile birikdirilip elli bir bin üç akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm otuz üç bin akçe deyü tahrîr ve bin beşer yüz akçeleri başka başka iki aded icmâl ve bâkī otuz bin akçesi dahi Havâss‑ı hümâyûn'umdan olmak üze‑ re tahrîr olunduğu Defter‑i hâkānî'de mukayyed olmağla bu dahi zikr olunan Haşrı? karyesini ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî iki aded icmâller mutasarrıflarıy‑ la Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmundan hâssı tarafına âid olan kanun ve defter mûcebince ahz u kabz murâd eyledikde âhardan bir dürlü dahl ü ta‘arruz olunmak îcâb etmez iken Mardin nâhiye‑ sinde Ayn nâm karye ve gayrıdan üç bin akçe mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa zuhûr ve timârı mülhakātından müşterekle‑ riyle kaydına dâhil Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kasr‑ı ru‘biye? nâm karye ahâlîsi zirâ‘at eder deyü mukayyed mezra‘ayı ber‑mûceb‑i Def‑ ter‑i hâkānî müşterekiyle zabta kanâ‘at etmeyip Havâss‑ı hümâyûn'um mül‑ hakātından olan sâlifü'z‑zikr Haşrı? karyesi için Hasrimye? derler, Sürgücü cemâ‘ati tavattun etmişdir, benim timârım mülhakātından Kasr mezra‘asıdır, hâssının alâkası yokdur, kadîmden zabt edegeldim" deyü bir müddet fuzûlî zabtını sened ittihâzlarıyla karye‑i Haşrı? el‑mezbûreyi hilâf‑ı Defter‑i hâkānî tagallüben zabt edip gadr‑ı küllî eylediğin bildirip zikr olunan Haşrı? karye‑ si ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî iki aded icmâller mutasarrıflarıyla Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmundan hâssı tarafına âid olan kanun ve defter mûcebince ahz u kabz etdirilip mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf mezkûr Mehmed v. Mustafa'yı hilâf‑ı Defter‑i hâkānî bir dürlü dahl ü ta‘arruz etdirilmeyip zâhir olan müdâhale vü ta‘addîsi men‘ u def‘ olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ ve Defterhâne‑i âmire'mde mahfûz Rûz‑ nâmçe‑i hümâyûn ve defter‑i icmâl ve mufassala mürâca‘at olundukda Mardin kazâsına tâbi‘ Dinabi nâhiyesinde altmış iki nefer re‘âyâ ile karye‑i Haşrı? ve hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî dokuz bin üç yüz dokuz akçe yazı ile defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle tahrîr ve defter‑i icmâlde yine nâhiye‑i mezbûreye tâbi‘ Karaelma nâm karye ve gay‑ rıhî ile birikdirilip elli bir bin üç akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm otuz üç bin akçeden iki defa bin beşer yüz akçesi ifrâz ve iki icmâl ve bâkī otuz bin akçesi Defter‑i hâkānî'de mastûr olduğu üzere Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olmak üzere tahrîr ve Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kasr‑ı ru‘biye nâm karye ahâlîsi zirâ‘at eder ve hâsıl ani'l‑gallât iki bin akçe yazı ile ol dahi defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle tahrîr ve defter‑i icmâlde Mardin nâhi‑ yesinde dokuz bin yedi yüz doksan altı akçe yazar karye Ayn ve altı bin üç yüz doksan bir akçe yazar karye‑i Ru‘biye? ve dört bin altı yüz on altı akçe yazar karye‑i Bağistan ve üç bin sekiz yüz yirmi altı akçe yazar karye‑i Harabreş ve üç bin yedi yüz seksen iki akçe yazar karye‑i Seviye? ve iki bin akçe yazar Sekrab? ve bin yirmi akçe yazar karye‑i Defne ve iki bin akçe yazar karye‑i Fusad? ve sekiz bin akçe yazar karye‑i Şur ve iki bin akçe yazar karye‑i Deyr‑i dük? ve beş yüz akçe yazar mezra‘a‑i Günkatrab? ve bin akçe yazar karye‑i Sürüce? ve sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe yazar karye‑i Berdeniç ve bin altı yüz altmış yedi akçe yazar karye‑i Fürusiye ve iki bin akçe yazar karye‑i Ahmed ma‘a‑mezra‘a‑i Deyr‑i badı? ile birikdirilip elli yedi bin üç yüz elli yedi akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm altmış sekiz bin elli sekiz akçeden üç bin akçesi ifrâz ve mîr‑i aşîret‑i cemâ‘at‑i Sürgücü timârı olmak üzere bir icmâl ve on iki bin yedi yüz akçesi dahi sâir timâr hisseleri ve bâkī elli iki bin üç yüz elli yedi akçesi dahi Havâss‑ı hümâyûn olmağla sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'me edâ etmek üzere sâlifü'z‑zikr mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârı berât ile Mehmed v. Mustafa üzerinde olmağla bu takdîrce tarafeynin icmâl ve mufassalları başka başka olup birbirlerinde alâkaları olmamak iktizâ eyledikde bilfi‘l defter emîni olan Ebubekir ‑dâme mecduhû‑ arz etmeğin arzı mûcebince amel olunmak için yazılmışdır.

 Fî evâsıtı C. sene 1181

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 402 | Hüküm no: 643 | Orijinal metin no: [189-1]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİYARBEKİR AHKÂM DEFTERLERİ/405 (Osmanlıca ahydo189)

646 [190‑2]

Âmid sancağının Kûh‑ı Mardin nahiyesine bağlı Kurs‑ı ev‑ sat ve Uzunboy köyleri timâr mutasarrıfı Mehmed'e Ayn köyü ve gayrıdan Sürgücü aşireti beyi timârına mutasarrıf Mehmed v. Mus‑ tafa'nın müdahale etmemesi İşbu emr‑i âlî mahalline lede'l‑vürûd cümle muvâcehesinde feth u kırâat ve mazmûnu i‘lâm u işâ‘a ve ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn'a tahrîr ve mahsûs bulunan karyelerde sipâhî‑i mezbûr Mehmed'in alâkası olmamağla müdâhale dâ‘iyesinde olur ise iddi‘âsına i‘tibâr olunmamak Mardin Alâybeyisi Ali'nin mührü mutâbık vârid olan arzının mazmûnu bâ‑fermân‑ı âlî şerh verildi.

Fî 5 M. sene [1]182

Diyarbekir vâlîsine ve Mardin kadısına hüküm ki, Mehmed ‑zîde kadruhû‑ arzuhâl edip Havâss‑ı hümâyûn'umdan ber‑vech‑i mâ‑ likâne bâ‑berât‑ı âlîşân mutasarrıf olduğu Karaelmalı ve Tevâbi‘i Mukāta‘ası mülhakātından Âmid sancağından Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ Kurs‑ı evsat ve Uzunboy nâm karyeleri ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt u ta‘şîr murâd eyledikde âhardan bir dürlü dahl ü ta‘arruz ol‑ mak îcâb etmeyip ve bu makūle karye toprağında bî‑hasebi'l‑kanun kadîme i‘tibâr olunmayıp ancak Defter‑i hâkānî mu‘teber iken Mardin nâhiyesinde Ayn nâm karye ve gayrıdan üç bin akçe mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına muta‑ sarrıf Mehmed v. Mustafa nâm sipâhi zuhûr ve timârı mülhakātından müşte‑ rekiyle kayıd ve berâtına dâhil Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ karye‑i Berde‑ niç ve mezra‘a‑i Fürusiye [ve] Berdeniç ahâlîsi zirâ‘at eder deyü mukayyed mezra‘a ve karyeyi ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî müşterekiyle zabta kanâ‘at etmeyip Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olan sâlifü'z‑zikr Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri için "benim timârım mülhakātındandır, kadîmden ben zabt edegeldim" deyü bir müddet fuzûlî zabtını sened ittihâz ile hilâf‑ı Defter‑i hâkānî fuzûlî zabt ve gadr‑ı küllî eylediğin bildirip zikr olunan Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn tara‑ fından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmu kanun ve defter mûcebince ahz u kabz etdirilip mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf merkūm Mehmed v. Mustafa'yı hilâf‑ı Defter‑i hâkānî ve mugāyir‑i kanun bir dürlü dahl ü ta‘arruz etdirilmeyip zâhir olan müdâhale vü ta‘addîsi men‘ u def‘ olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ ve Defterhâne‑i âmire'mde mahfûz Rûznâmçe‑i hümâyûn ve defter‑i icmâl ve mufassala mürâca‘at olundukda Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ yüz altmış iki nefer re‘âyâ ile karye‑i Kurs‑ı evsat hâsıl mine'l‑hums ve tahtında bennâk ve mücerred ve mahsûl‑i bâğāt ehl‑i karye ve öşr‑i meyve yekûn ma‘a‑gayrıhî on sekiz bin üç yüz otuz dokuz akçe ve yine nâhiyesine tâbi‘ yedi nefer re‘âyâ ile karye‑i Uzunboy ve hâsıl mine's‑süds ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî iki bin üç yüz doksan dokuz akçe yazılar ile defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle başka başka tahrîr ve defter‑i icmâlde birikdirilip Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olmak üzere tahrîr ve yine nâhiyesine tâbi‘ kırk sekiz nefer re‘âyâ ile karye‑i Berderiç? hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe ve yine nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kuruca‑i Berderiç? ahâlîsi zirâ‘at ederve hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî bin altı yüz altmış yedi akçe yazılar ile onlar dahi defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle başka başka tahrîr ve defter‑i icmâlde Mardin nâhiyesine tâbi‘ dokuz bin yedi yüz doksan altı akçe yazar karye‑i Ayn ve altı bin üç yüz doksan bir akçe yazar karye‑i Ru‘ba? ve dört bin altı yüz onaltı akçe yazar karye‑i Bağistan ve üç bin sekiz yüz yirmi altı akçe yazar karye‑i Harabreş ve üç bin yedi yüz seksen iki akçe yazar karye‑i Süne? ve iki bin akçe yazar karye‑i Sekrab? ve bin yir‑ mi akçe yazar karye‑i Defne ve iki bin akçe yazar karye‑i Pusad ve sekiz bin akçe yazar karye‑i Sur ve iki bin akçe yazar karye‑i Deyr‑i dük? ve beş yüz akçe yazar mezra‘a‑i Günkatrab? ve bin akçe yazar karye‑i Sürüce? ve yine iki bin akçe yazar karye‑i Ahmed ma‘a‑mezra‘a‑i Deyr‑i badı? ile birikdirilip elli yedi bin üç yüz elli yedi akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm [191] altmış sekiz bin elli yedi akçeden üç bin akçesi ifrâz ve mîr‑i aşîret‑i cemâ‘at‑i Sürgücü timârı olmak üzere bir icmâl ve on iki bin yedi yüz akçesi dahi sâir timâr icmâlle‑ ri dâhillerinde ve bâkī elli iki bin üç yüz elli yedi akçesi dahi hisse‑i Hâss‑ı hümâyûn sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'ye edâ etmek üzere sâlifü'z‑zikr mîr‑i aşî‑ ret‑i Sürgücü timârı berâtıyla Mehmed v. Mustafa ve bâkīleri müşterekleri kayıdlarında olmağla bu takdîrce ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî sâlifü'z‑zikr Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri müstakil Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından ve karye‑i Berdeniç ve mezra‘a‑i Fürusiye el‑mezbûrân ve icmâl‑i mezbûr dâ‑ hilinde olan kurâ‑i sâlifü'l‑beyân ile müşterekleriyle ma‘an mezkûr Mehmed v. Mustafa mîr‑i aşîret‑i Sürgücü tarafından zabt olunup birbirlerinde alâkaları olmamak iktizâ eylediğin bilfi‘l defter emîni olan Ebubekir ‑dâme mecduhû‑ arz etmeğin arzı mûcebince amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâhiri C. sene [1]181

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 405 | Hüküm no: 646 | Orijinal metin no: [190-2]
Milli Kütüphane Orijinal No

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /578 (Osmanlıcası ahydo265)

933 [266‑2]

Âmid ahalisinden Seyyid Mustafa'nın oğulları Seyyid Ömer ve Seyyid Osman'dan kanuna aykırı olarak ağnâm vergisi alınmaması Âmid monlâsına hüküm ki, Âmid sâkinlerinden Seyyid Ömer ve Seyyid Osman ibney Seyyid Mustafa Südde‑i sa‘âdet'ime arzuhâl edip bunlar sahîhu'n‑neseb sâdât‑ı kirâmdan olup isbât‑ı neseb eylediklerine İstanbul nukabâsından yedlerinde ma‘mûlün bih hüccet ve temessükleri olup sebeb‑i ma‘îşetleri için besledikleri yüz ellişer re’s ağnâmlarından âdet‑i ağnâm mutâlebesi hilâf‑ı kanun iken âdet‑i ağnâm tah‑ sîldârları olan hilâf‑ı kanun ol mikdâr re’s koyunlarından âdet‑i ağnâm mutâ‑ lebesiyle ta‘addî eylediklerin bildirip hilâf‑ı kanun ol mikdâr re’s ağnâmların‑ dan âdet‑i ağnâm mutâlebesiyle kendülere ta‘addî etdirilmemek bâbında emr‑i şerîfim ricâ eyledikleri ecilden kanun üzere amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâsıtı Za. sene 1189

Mardin kadısına hüküm ki, Mardin Hâssı karyelerinden kazâ‑i mezbûra tâbi‘ Halifli nâm karye sâkinle‑ rinden Sürgücü aşîretinden sâdât‑ı kirâmdan Seyyid Hasan ve Seyyid Osman ve Seyyid Ramazan ve Seyyid ( ) ve Seyyid ( ) ‑zîde şerefuhum‑ Südde‑i sa‘âdet'ime arzuhâl edip bunlar sâdât‑ı kirâmdan olup isbât‑ı neseb eyledikle‑ rine İstanbul nukabâsından yedlerinde ma‘mûlün bih hüccet ve temessükleri olup rüsûm‑ı ra‘iyyet ve bilâ‑emri şerîf tekâlîf mutâlebesiyle ta‘addî olunma‑ ları îcâb [etmez] iken hâss‑ı merkūm zâbiti hilâf‑ı kanun rüsûm‑ı ra‘iyyet ve ehl‑i örf tâifesi taraflarından dahi bilâ‑emri şerîf tekâlîf‑i şâkka mutâlebesiy‑ le ta‘addî eylediklerin bildirip hilâf‑ı kanun resm‑i ra‘iyyet ve bilâ‑emri şerîf tekâlîf‑i şâkka mutâlebesiyle kendülere ta‘addî etdirilmeyip men‘ u def‘ olun‑ mak bâbında emr‑i şerîfim ricâ eyledikleri ecilden kanun üzere amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâsıtı Za. sene 1189

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 578 | Hüküm no: 934 | Orijinal metin no: [266-3]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /402 (Osmanlıcası ahydo189)

643 [189‑1]

Âmid sancağının Mardin kazasına bağlı Dinabi nahiyesine bağlı Haşrı? köyü timâr mutasarrıfı Mehmed'e Ayn köyü ve gayrıdan Sürgücü aşireti beyi timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa'nın müdahale etmemesi Diyarbekir vâlîsine ve Mardin kadısına hüküm ki, Mehmed ‑zîde kadruhû‑ arzuhâl edip Havâss‑ı hümâyûn'umdan ber‑vech‑i mâlikâne bâ‑berât‑ı âlîşân uhdesinde olan Âmid sancağında Mardin kazâsı muzâfâtından Dinabi nâhiyesine tâbi‘ dokuz bin üç yüz altmış dokuz akçe yazar Haşrı? nâm karye defter‑i icmâlde yine nâhiye‑i mezbûra tâbi‘ Karael‑ ma nâm karye ve gayrıhî ile birikdirilip elli bir bin üç akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm otuz üç bin akçe deyü tahrîr ve bin beşer yüz akçeleri başka başka iki aded icmâl ve bâkī otuz bin akçesi dahi Havâss‑ı hümâyûn'umdan olmak üze‑ re tahrîr olunduğu Defter‑i hâkānî'de mukayyed olmağla bu dahi zikr olunan Haşrı? karyesini ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî iki aded icmâller mutasarrıflarıy‑ la Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmundan hâssı tarafına âid olan kanun ve defter mûcebince ahz u kabz murâd eyledikde âhardan bir dürlü dahl ü ta‘arruz olunmak îcâb etmez iken Mardin nâhiye‑ sinde Ayn nâm karye ve gayrıdan üç bin akçe mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf Mehmed v. Mustafa zuhûr ve timârı mülhakātından müşterekle‑ riyle kaydına dâhil Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kasr‑ı ru‘biye? nâm karye ahâlîsi zirâ‘at eder deyü mukayyed mezra‘ayı ber‑mûceb‑i Def‑ ter‑i hâkānî müşterekiyle zabta kanâ‘at etmeyip Havâss‑ı hümâyûn'um mül‑ hakātından olan sâlifü'z‑zikr Haşrı? karyesi için Hasrimye? derler, Sürgücü cemâ‘ati tavattun etmişdir, benim timârım mülhakātından Kasr mezra‘asıdır, hâssının alâkası yokdur, kadîmden zabt edegeldim" deyü bir müddet fuzûlî zabtını sened ittihâzlarıyla karye‑i Haşrı? el‑mezbûreyi hilâf‑ı Defter‑i hâkānî tagallüben zabt edip gadr‑ı küllî eylediğin bildirip zikr olunan Haşrı? karye‑ si ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî iki aded icmâller mutasarrıflarıyla Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmundan hâssı tarafına âid olan kanun ve defter mûcebince ahz u kabz etdirilip mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf mezkûr Mehmed v. Mustafa'yı hilâf‑ı Defter‑i hâkānî bir dürlü dahl ü ta‘arruz etdirilmeyip zâhir olan müdâhale vü ta‘addîsi men‘ u def‘ olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ ve Defterhâne‑i âmire'mde mahfûz Rûz‑ nâmçe‑i hümâyûn ve defter‑i icmâl ve mufassala mürâca‘at olundukda Mardin kazâsına tâbi‘ Dinabi nâhiyesinde altmış iki nefer re‘âyâ ile karye‑i Haşrı? ve hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî dokuz bin üç yüz dokuz akçe yazı ile defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle tahrîr ve defter‑i icmâlde yine nâhiye‑i mezbûreye tâbi‘ Karaelma nâm karye ve gay‑ rıhî ile birikdirilip elli bir bin üç akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm otuz üç bin akçeden iki defa bin beşer yüz akçesi ifrâz ve iki icmâl ve bâkī otuz bin akçesi Defter‑i hâkānî'de mastûr olduğu üzere Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olmak üzere tahrîr ve Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kasr‑ı ru‘biye nâm karye ahâlîsi zirâ‘at eder ve hâsıl ani'l‑gallât iki bin akçe yazı ile ol dahi defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle tahrîr ve defter‑i icmâlde Mardin nâhi‑ yesinde dokuz bin yedi yüz doksan altı akçe yazar karye Ayn ve altı bin üç yüz doksan bir akçe yazar karye‑i Ru‘biye? ve dört bin altı yüz on altı akçe yazar karye‑i Bağistan ve üç bin sekiz yüz yirmi altı akçe yazar karye‑i Harabreş ve üç bin yedi yüz seksen iki akçe yazar karye‑i Seviye? ve iki bin akçe yazar Sekrab? ve bin yirmi akçe yazar karye‑i Defne ve iki bin akçe yazar karye‑i Fusad? ve sekiz bin akçe yazar karye‑i Şur ve iki bin akçe yazar karye‑i Deyr‑i dük? ve beş yüz akçe yazar mezra‘a‑i Günkatrab? ve bin akçe yazar karye‑i Sürüce? ve sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe yazar karye‑i Berdeniç ve bin altı yüz altmış yedi akçe yazar karye‑i Fürusiye ve iki bin akçe yazar karye‑i Ahmed ma‘a‑mezra‘a‑i Deyr‑i badı? ile birikdirilip elli yedi bin üç yüz elli yedi akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm altmış sekiz bin elli sekiz akçeden üç bin akçesi ifrâz ve mîr‑i aşîret‑i cemâ‘at‑i Sürgücü timârı olmak üzere bir icmâl ve on iki bin yedi yüz akçesi dahi sâir timâr hisseleri ve bâkī elli iki bin üç yüz elli yedi akçesi dahi Havâss‑ı hümâyûn olmağla sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'me edâ etmek üzere sâlifü'z‑zikr mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârı berât ile Mehmed v. Mustafa üzerinde olmağla bu takdîrce tarafeynin icmâl ve mufassalları başka başka olup birbirlerinde alâkaları olmamak iktizâ eyledikde bilfi‘l defter emîni olan Ebubekir ‑dâme mecduhû‑ arz etmeğin arzı mûcebince amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâsıtı C. sene 1181

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 402 | Hüküm no: 643 | Orijinal metin no: [189-1]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİYARBEKİR AHKÂM DEFTERLERİ /405/406 (Osmanlıcası ahydo189)

646 [190‑2]

Âmid sancağının Kûh‑ı Mardin nahiyesine bağlı Kurs‑ı ev‑ sat ve Uzunboy köyleri timâr mutasarrıfı Mehmed'e Ayn köyü ve gayrıdan Sürgücü aşireti beyi timârına mutasarrıf Mehmed v. Mus‑ tafa'nın müdahale etmemesi İşbu emr‑i âlî mahalline lede'l‑vürûd cümle muvâcehesinde feth u kırâat ve mazmûnu i‘lâm u işâ‘a ve ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn'a tahrîr ve mahsûs bulunan karyelerde sipâhî‑i mezbûr Mehmed'in alâkası olmamağla müdâhale dâ‘iyesinde olur ise iddi‘âsına i‘tibâr olunmamak Mardin Alâybeyisi Ali'nin mührü mutâbık vârid olan arzının mazmûnu bâ‑fermân‑ı âlî şerh verildi.

Fî 5 M. sene [1]182

 Diyarbekir vâlîsine ve Mardin kadısına hüküm ki, Mehmed ‑zîde kadruhû‑ arzuhâl edip Havâss‑ı hümâyûn'umdan ber‑vech‑i mâ‑ likâne bâ‑berât‑ı âlîşân mutasarrıf olduğu Karaelmalı ve Tevâbi‘i Mukāta‘ası mülhakātından Âmid sancağından Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ Kurs‑ı evsat ve Uzunboy nâm karyeleri ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından zabt u ta‘şîr murâd eyledikde âhardan bir dürlü dahl ü ta‘arruz ol‑ mak îcâb etmeyip ve bu makūle karye toprağında bî‑hasebi'l‑kanun kadîme i‘tibâr olunmayıp ancak Defter‑i hâkānî mu‘teber iken Mardin nâhiyesinde Ayn nâm karye ve gayrıdan üç bin akçe mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına muta‑ sarrıf Mehmed v. Mustafa nâm sipâhi zuhûr ve timârı mülhakātından müşte‑ rekiyle kayıd ve berâtına dâhil Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ karye‑i Berde‑ niç ve mezra‘a‑i Fürusiye [ve] Berdeniç ahâlîsi zirâ‘at eder deyü mukayyed mezra‘a ve karyeyi ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî müşterekiyle zabta kanâ‘at etmeyip Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olan sâlifü'z‑zikr Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri için "benim timârım mülhakātındandır, kadîmden ben zabt edegeldim" deyü bir müddet fuzûlî zabtını sened ittihâz ile hilâf‑ı Defter‑i hâkānî fuzûlî zabt ve gadr‑ı küllî eylediğin bildirip zikr olunan Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî Havâss‑ı hümâyûn tara‑ fından zabt ve vâki‘ olan mahsûl ü rüsûmu kanun ve defter mûcebince ahz u kabz etdirilip mîr‑i aşîret‑i Sürgücü timârına mutasarrıf merkūm Mehmed v. Mustafa'yı hilâf‑ı Defter‑i hâkānî ve mugāyir‑i kanun bir dürlü dahl ü ta‘arruz etdirilmeyip zâhir olan müdâhale vü ta‘addîsi men‘ u def‘ olunmak bâbında emr‑i şerîfim ricâ ve Defterhâne‑i âmire'mde mahfûz Rûznâmçe‑i hümâyûn ve defter‑i icmâl ve mufassala mürâca‘at olundukda Kûh‑ı Mardin nâhiyesine tâbi‘ yüz altmış iki nefer re‘âyâ ile karye‑i Kurs‑ı evsat hâsıl mine'l‑hums ve tahtında bennâk ve mücerred ve mahsûl‑i bâğāt ehl‑i karye ve öşr‑i meyve yekûn ma‘a‑gayrıhî on sekiz bin üç yüz otuz dokuz akçe ve yine nâhiyesine tâbi‘ yedi nefer re‘âyâ ile karye‑i Uzunboy ve hâsıl mine's‑süds ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî iki bin üç yüz doksan dokuz akçe yazılar ile defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle başka başka tahrîr ve defter‑i icmâlde birikdirilip Havâss‑ı hümâyûn'um mülhakātından olmak üzere tahrîr ve yine nâhiyesine tâbi‘ kırk sekiz nefer re‘âyâ ile karye‑i Berderiç? hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî sekiz bin yedi yüz elli dokuz akçe ve yine nâhiyesine tâbi‘ mezra‘a‑i Kuruca‑i Berderiç? ahâlîsi zirâ‘at ederve hâsıl mine'l‑hums ve tahtında hınta ve şa‘îr yekûn ma‘a‑gayrıhî bin altı yüz altmış yedi akçe yazılar ile onlar dahi defter‑i mufassalda muharrir kalemiyle başka başka tahrîr ve defter‑i icmâlde Mardin nâhiyesine tâbi‘ dokuz bin yedi yüz doksan altı akçe yazar karye‑i Ayn ve altı bin üç yüz doksan bir akçe yazar karye‑i Ru‘ba? ve dört bin altı yüz onaltı akçe yazar karye‑i Bağistan ve üç bin sekiz yüz yirmi altı akçe yazar karye‑i Harabreş ve üç bin yedi yüz seksen iki akçe yazar karye‑i Süne? ve iki bin akçe yazar karye‑i Sekrab? ve bin yir‑ mi akçe yazar karye‑i Defne ve iki bin akçe yazar karye‑i Pusad ve sekiz bin akçe yazar karye‑i Sur ve iki bin akçe yazar karye‑i Deyr‑i dük? ve beş yüz akçe yazar mezra‘a‑i Günkatrab? ve bin akçe yazar karye‑i Sürüce? ve yine iki bin akçe yazar karye‑i Ahmed ma‘a‑mezra‘a‑i Deyr‑i badı? ile birikdirilip elli yedi bin üç yüz elli yedi akçe yekûnu ber‑vech‑i iltizâm [191] altmış sekiz bin elli yedi akçeden üç bin akçesi ifrâz ve mîr‑i aşîret‑i cemâ‘at‑i Sürgücü timârı olmak üzere bir icmâl ve on iki bin yedi yüz akçesi dahi sâir timâr icmâlle‑ ri dâhillerinde ve bâkī elli iki bin üç yüz elli yedi akçesi dahi hisse‑i Hâss‑ı hümâyûn sâl be‑sâl Hızâne‑i âmire'ye edâ etmek üzere sâlifü'z‑zikr mîr‑i aşî‑ ret‑i Sürgücü timârı berâtıyla Mehmed v. Mustafa ve bâkīleri müşterekleri kayıdlarında olmağla bu takdîrce ber‑mûceb‑i Defter‑i hâkānî sâlifü'z‑zikr Kurs‑ı evsat ve Uzunboy karyeleri müstakil Havâss‑ı hümâyûn'um tarafından ve karye‑i Berdeniç ve mezra‘a‑i Fürusiye el‑mezbûrân ve icmâl‑i mezbûr dâ‑ hilinde olan kurâ‑i sâlifü'l‑beyân ile müşterekleriyle ma‘an mezkûr Mehmed v. Mustafa mîr‑i aşîret‑i Sürgücü tarafından zabt olunup birbirlerinde alâkaları olmamak iktizâ eylediğin bilfi‘l defter emîni olan Ebubekir ‑dâme mecduhû‑ arz etmeğin arzı mûcebince amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâhiri C. sene [1]181

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 405 | Hüküm no: 646 | Orijinal metin no: [190-2]
Milli Kütüphane Orijinal No:

DİVAN-I HÜMÂYÛN SİCİLLERİ /578 (Osmanlıcası ahydo265)

934 [266‑3]

Mardin kazasının Halifli köyü ahalisinden ve Sürgücü aşiretinden Seyyid Hasan, Seyyid Osman, Seyyid Ramazan vb. seyyidler‑ den köy zabitlerince kanuna aykırı vergi istenmemesi Mardin kadısına hüküm ki, Mardin Hâssı karyelerinden kazâ‑i mezbûra tâbi‘ Halifli nâm karye sâkinle‑ rinden Sürgücü aşîretinden sâdât‑ı kirâmdan Seyyid Hasan ve Seyyid Osman ve Seyyid Ramazan ve Seyyid ( ) ve Seyyid ( ) ‑zîde şerefuhum‑ Südde‑i sa‘âdet'ime arzuhâl edip bunlar sâdât‑ı kirâmdan olup isbât‑ı neseb eyledikle‑ rine İstanbul nukabâsından yedlerinde ma‘mûlün bih hüccet ve temessükleri olup rüsûm‑ı ra‘iyyet ve bilâ‑emri şerîf tekâlîf mutâlebesiyle ta‘addî olunma‑ ları îcâb [etmez] iken hâss‑ı merkūm zâbiti hilâf‑ı kanun rüsûm‑ı ra‘iyyet ve ehl‑i örf tâifesi taraflarından dahi bilâ‑emri şerîf tekâlîf‑i şâkka mutâlebesiy‑ le ta‘addî eylediklerin bildirip hilâf‑ı kanun resm‑i ra‘iyyet ve bilâ‑emri şerîf tekâlîf‑i şâkka mutâlebesiyle kendülere ta‘addî etdirilmeyip men‘ u def‘ olun‑ mak bâbında emr‑i şerîfim ricâ eyledikleri ecilden kanun üzere amel olunmak için yazılmışdır.

Fî evâsıtı Za. sene 1189

Osmanlı Arşivi No: AHK03 | cilt: a03sayfa: 578 | Hüküm no: 934 | Orijinal metin no: [266-3]
Milli Kütüphane Orijinal No: